2016 Yılı Mülakat Soru ve Yanıtları

Hasip

Başkan
Yönetici
Başkan
Katılım
28 Nis 2023
Mesajlar
128
Tepki puanı
4
Puanları
18
Siteyi ziyaret et
Cinsiyet
Bay
Ad Soyad
Hasip Hasip
Konum
03-Afyonkarahisar
YARA NEDİR DEBRİTMAN VE PANSUMANI

Yara, genellikle “normal deri bütünlüğünün bozulması” olarak tanımlanmaktadır. Vücutta dış bir etki ile oluşan, doku yapı ve bütünlüğünü bozan her türlü lezyona yara adı verilir.

Yaraların üzeri veya kenarındaki canlılığını kaybetmiş, kontamine ve yabancı maddelerin kaldırılması işlemine debridman denir. Debridman yöntemleri temel olarak seçici olan ve olmayan yöntemler olarak ikiye ayrılır. Seçici olan (selektif) debridman yöntemlerinde sadece nekrotik doku uzaklaştırılır, sağlıklı dokuya zarar verilmez. Seçici olmayan (nonselektif) yöntemlerde ise sağlıklı yara dokusu da hasar görebilir.​

Debridman:Cerrahi, kimyasal, enzimatik, otolitik, mekanik, hidrotik, osmotik, diğer (maggot).​

Hidrotik debridman (yara irrigasyonu): Bakteri ve enfekte sıvıları uzaklaştırır. Yüksek basınçla irrige edilen yaralarda enfeksiyon riski daha az. Optimal basınç 7 pound / 1 inç. Optimal hacim en az 50 cc/cm2. Yüksek basınç için hacmi yüksek enjektörler (50 cc) ve izotonik en ideali (deterjanlar, hidrojen peroksit vb. hariç).

Enzimatik debridman: Normal dokulara zarar vermeden elastin, denatüre kollajen ve fibrini eritme kapasitesine sahip toksik ve irritan olmayan enzimlerle ölü dokunun kaldırılması. Bu enzimler; fibrinolizin, tripsin, kollajenaz, deoksiribonükleaz ve papain. En sık kullanılan; kollajenaz (novuxol), kollajeni parçalar. pH 6-8 ve 56 oC altında etkili. Nekrotik ve eskarlı yaralarda etkilidir. Günde bir kez uygulanır. Öncesinde yara SF, hidrojen peroksit veya sodyum hipoklorit ile temizlenir.

Ozmotik debridman: Sadece eksudalı yaralarda. Bakteri, ölü hücreler ve eksudadan ibaret jel tabakası nekrotik dokuyu eriterek debridman yaparlar. Osmozla yara kurumasını sağlayarak bakteri üremesini engellerler. Karakaya sakızı tozu, magnezyum sülfatlı patlar, toz şeker ve bal kullanılmıştır. Otoliz; nekrotik maddelerin vücudun kendi enzim ve sıvılarıyla erimesi. Lezyonun nemli tutulması ile etkinliği artar. Bu nedenle yarayı nemli tutan yara örtüleri otolitik debridmanı artırır. Hidrokolloidler ve polimer transparan film örtülerin etkinliği gösterilmiştir.

Pansuman Nedir: Yaralı her çeşit dış etkenlerden ve mikropla bulaşma sonucu iltihaplanmadan koruyan, yaradan gelen kan ve cerahat gibi sıvıları emen, gerektiğinde yara üzerine ve etrafına basınç uygulanmasını sağlayan ve bazı ilâçların yara üzerine uygulanmasını kolaylaştıran çeşitli mikropsuz (steril) materyallere pansuman materyali ve yapılan bu yara bakımına da “PANSUMAN” denir.

Pansuman Çeşitleri

A- Yapılan pansumanın özelliğine göre üç çeşit pansuman vardır.

1- Koruyucu Pansuman:
Yarayı dış ortamdan korumak için yapılır. Genellikle yarada akıntı veya kanama yoktur. Dışarıdan yara içine mikropların girmesi önlenir.
2- Emici Pansuman: Yaradan gelen akıntının emilmesini sağlayan pansumandır.
3- Basınçlı Pansuman: Yaradan gelen kanamayı durdurmak, yarada ve etrafındaki şişliği azaltmak, yara tabakalarının birbiri üzerine iyice oturmasını sağlayarak daha çabuk iyi olmasını sağlamak amacı ile uygulanan pansumandır.

B- Nemlilik derecesine göre iki çeşit pansuman vardır.

1- Kuru Pansuman:
Pansuman materyali yara üzerine kuru olarak uygulanır. Çoğu kez koruyucu pansuman olarak kullanılır.
2- Yaş Pansuman: Bu pansuman özellikle iltihaplı yaralarda çok etkilidir. Yaranın üzeri örtülmez açıkta kalırsa, üzerinde kuru bir yara kabuğu olur. Yara yüzeyi kuruyunca burada bulunan ince kan damarları da zarar görür. Yaş pansuman ile yaradan akıntının emilmesi daha kolay olur. Ayrıca yaş pansuman yara üzerinin kabuk olmasını önleyerek nemli ortamda yara kenarlarındaki ve yara üzerindeki hücrelerin çoğalarak çabuk yara yüzeyini örtmesini sağlar.

C- Yara yüzeyinin pansuman ile örtülüp örtülmediğine göre iki çeşit pansuman vardır.

1- Açık Pansuman:
Burada yara yüzeyi açıkta bırakılır. Pansuman örtülmez. Bu yöntemle yara üzerinde yara kabuğu olur. Yaranın iyileşmesi yaranın pansumanla örtülmesine göre yavaş olur.
2- Kapalı Pansuman: Burada yara bir pansumanla örtülür.

****Garrel Pansuman Garrel pansuman, yaralı bölgeyi devamlı ya da belirli aralıklarla uygun antiseptik veya ilaçla yıkamak amacıyla kullanılan pansumandır.

Yara çeşitleri :

Açık yaralar değişik şekillerde görülebilir.

1. Sıyrık Yara Sıyrık yara, derinin sert bir yüzeye sürtünmesi (çakıl taşları, tırtıllı yüzeyler, asfalt vb.) sonucunda derinin dış tabakasının bir bölümünün kaybı ile oluşan yaradır. Yaralanan bölgede kılcal damar kanaması görülür. Sinir uçlarının sonlandığı bölge etkilendiği için bu tip yaralar ağrılıdır.

2. Kesik Yara Kesik yara, keskin veya sivri uçlu (cam, bıçak, çakı vb.) bir cisimle meydana gelen yaradır. Kesici cisim, düzgün veya parçalı bir yara oluşturabilir. Kesiler, ya yüzeyseldir ya da derindir. Derin kesiklerde sinir, damar, kas gibi dokular zarar görebilir.

3. Ezik Yara Ezik yara, enkaz altında kalma, trafik kazası, vücut üzerine ağırlık düşmesi, taş, sopa, yumruk çarpması ve sıkışma kazaları sonucu oluşur. Yara kenarları ezik görünümdedir. Kesik yaralara göre kanama riski daha azdır. Yaralanma şiddetinin yüksek olmasının etkisiyle iç organlarda meydana gelebilecek hasarlar, yaşamı tehlikeye sokabilir.

4. Delici Yara Delici yara, bıçak, çakı, şiş, kırık cam, kurşun vb. kesici, delici aletlerle oluşan yaralardır. Yaranın derinliği ve yüzey genişliği delici cismin uzunluğuna ve şekline bağlıdır. Bu yaralarda genellikle yüzeysel genişlik az, derinlik ise fazladır. Kanama görülmeyebilir; ancak batan cismin etkisiyle büyük damarlarda, iç doku ve organlarda yaralanma olursa ciddi kanamalar oluşabilir. Bu nedenle delici yaralanmalarda, yaşamı tehlikeye düşüren sonuçlar ortaya çıkabilir.

5. Parçalı Yara Parçalı yara, deri veya deri altındaki dokuların bir bölümü ya da tamamının ayrılması ile oluşan yaralardır. Makine, ev, motosiklet kazaları ve küçük tamir aletleri ile çalışma sırasında parçalı yaralanmalar meydana gelebilir. Bu tip yaralanmalar genellikle baş, el, kol, bacak ve ayakta görülür. Dokular, genellikle anatomik bölgelerinden ayrılmıştır ve oldukça fazla kanama vardır.

6. Enfekte Yara Enfekte yaralar, mikroorganizma bulaşma olasılığı yüksek olan yaralardır. Enfeksiyon oluşma riski yüksek yaralar şunlardır: Üzerinden 6 saat geçmiş yani gecikmiş yaralar, Kenarları düzgün olmayan yaralar, Cerrahi dikişleri ayrılmış yaralar, Çok kirli ve derin dokuların (damar, kas, sinir vb.) hasar gördüğü yaralar, Ateşli silahlarla meydana gelen yaralar, Böcek, yılan, köpek gibi canlıların ısırma ve sokmalarıyla oluşan yaralardır. Ciddi Yaralar Bazı yaralar, özelliklerinden dolayı ciddi yara olarak değerlendirilir. Ciddi yaraların belirtileri şunlardır: Kenarları 2- 3 cm’den daha fazla ayrık olan, Kanaması durdurulamayan, Kas ve kemiğin göründüğü, Delici aletlerle oluşan, Yabancı cisim saplanmış olan, İnsan ve hayvan ısırmaları, Görünürde iz bırakma ihtimali olan yaralardır.

Yaralanmalarda İlk Yardım: Yaralanmanın şiddetini ve yaranın ciddiyetini belirlemek çok önemlidir. Açık yaralanmalarda genel ilk yardım uygulamaları şunlardır: Hasta veya yaralının yaşam bulguları değerlendirilir, (ABC) Yara bölgesi değerlendirilir, Yaranın oluş şekli,Ø Süresi,Ø Yarada yabancı cismin varlığı,Ø Kanama durumu vb.Ø

Yaralanmalarda İlk Yardım Yaralanma ve kanama ciddi ise tıbbi yardım (112 aranır) istenir. Kanama varsa durdurulur, Mümkünse yara, su ve sabunla yıkanır, (İçerisinde toz, toprak vb. yabancı maddeler bol temiz su ile yıkanarak uzaklaştırılır) Yaranın üzeri temiz bezle kapatılır. Pamuk, kâğıt mendil, peçete vb. yara üzerine konulmaz. Bu malzemeler, yara üzerinde lif bırakıp kolayca dağıldıklarından enfeksiyon riski oluştururlar. Gerekirse sargı ile sarılır, Yaralı bölge kalp seviyesinin üzerinde tutulur, Yaralanmalarda İlk Yardım Yara bölgesinin hareketi, ağrı ve kanamayı önlemek için engellenir. Yara içi kurcalanmaz. Alkol, iyot, antibiyotik içeren merhem, pudra vb. maddeler yara üzerine uygulanmaz; çünkü bu maddeler, yarada tahriş, alerji oluşturabilir ve yaranın iyileşmesini geciktirir. Yaraya batan cisim varsa çıkartılmaz. Batan cismin etrafı temiz bir bezle desteklenerek yabancı cismin ucu dışarıda kalacak şekilde sabitlenir. Kanama varsa yara kenarlarına basınç uygulanır. Hasta veya yaralı, tetanos aşısı için yönlendirilir

Pansumanda Kullanılan Dezenfektan ve Antiseptikler
Mikropları yok etmek amacıyla, pansuman sırasında haricen kullanılan maddeler antiseptikler olarak isimlendirilir. Antiseptik olarak kullandığımız maddelerin başlıcaları şunlardır: Tentürdiyot, alkol, oksijenli su, hidrojen peroksid, sülfürik eter, dakin solüsyonu, iyodoform, viyoform, permanganad de potasyum, gümüş nitrat vb. Deri epitelyum dokusu antiseptiklere çok dayanıklıdır, bu sayede sağlam deri antiseptiklerden zarar görmez. Ancak antiseptiklerin bazıları cildi tahriş ederek, yarardan çok zarar verir. Böyle bir durumda antiseptik solüsyon hemen değiştirilmelidir. Makat ve üreme organları çevresindeki açık yaralarda, kendisinin de tahriş edici etkisi sebebiyle özellikle tentürdiyot kullanmamak gerekir. Göze yakın yerlerde de alkol kullanılmamalıdır(4). Ayrıca kullanılan antiseptik solüsyonlara karşı mikropların direnç geliştirebilecekleri de akılda tutulmalıdır. Antiseptikler yaraya birkaç şekilde uygulanabilir. Direkt yaranın üzerine dökülebileceği gibi, temiz bir gazlı beze damlatılabilir yada yara içine yerleştirilen drenler yoluyla da kullanılabilir. Antiseptik solüsyonlar ile temizlenen yaraya antibiyotikli kremler uygulanarak, değişik şekilde kesilmiş, sterilize edilmiş gazlı bezler ile kapatılır. Kullanılan gazlı bezin yarayı tam olarak kapatmasına dikkat edilmelidir. Pansuman malzemesi küçükse yapışkan kağıt, band, flaster, yumuşak gözenekli gaz sargı bezi kullanılmalıdır(4). Yaranın su ile temas riski varsa, su geçirmeyen bantlarla bandajlamakta fayda vardır. Pansumanda gerekli olacak olan pens, penset, makas, sonda, bistüri, değişik boyuttaki klempler vb. madeni eşyalar ile enjektörler de steril bir alet kutusunda bulundurulmalıdır.

Antiseptik: Cilt ve dışarı açılan boşlukların mukozalarına uygulanır.

Dezenfektan: Cansız cisimler (cerrahi alet, eşyalar) veya vücuttan atılanØ boşaltılar (feçes, idrar) üzerine uygulanır. Çok toksik olmayan bazı dezenfektanlar antiseptik olarak da kullanılırlar.

Jermisid: Antiseptik ve dezenfektan olarak kullanılan maddelerin genel adıdır.

Dezenfektan ve antiseptiklerin kullanılış yerleri şunlardır: Cilt enfeksiyonlarının tedavisi,· Yara, sıyrık ve kesiklerde enfeksiyonların önlenmesi, enfeksiyon gelişmiş· ise tedavisi, Cerrahi girişimden önce cildin temizlenmesi,· Vücut dışına açılan mukozalı boşluklarda gelişen enfeksiyonların· profilaksisi ve tedavisi, Cerrahi girişimden önce cerrahın ve yardımcılarının el vs. temizliği için· kullanılır.

Benzalkonyum kloroid (zefiran) Antiseptik ve dezenfektan olarak kullanılabilir.· Gram pozitif ve bazı gram negatif bakterilere etkilidir.· Zefiran mikroorganizmalarla kontaminasyona eğilimlidir.· Zefiran günümüzde kullanılması önerilmeyen bir solüsyondur.

Povidon-iyodin (batikon-betadin) Geniş spektrumlu bir antiseptiktir.· 55 Sporlara da etkili olduğu bilinmektedir.· Preoperatif cilt temizliğinde ve yanık tedavisinde kullanılır.

Heksaklorofen Antiseptik bir solüsyondur. Etkisi bakteriostatiktir.· %3 oranında hekzaklorofen içeren solüsyonlar cilt temizliğinde kullanılır.· Deri el antisepsisi için el kremlerine ve sabunlara katılır.· Heksaklorofenin en önemli özelliği ciltten absorbe olmasıdır.

Merbromin (mersol) Bakteriostatik özelliği olan bir antiseptiktir.· %2’lik solüsyonu cilt için, %1’lik solüsyonu ise mukozalara· kullanılabilir

Gümüş nitrat Antibakteriyel etkili bir solüsyondur.· Gümüş nitrat geniş bir bölgeye uygulandığında vücuttan klorür ve· sodyum kaybına neden olur. Mukozaya uygulanmasında irritan etki yapar.· Gümüş nitratın yakıcı etkisinden yararlanarak küçük yaralar tedavi· edilebilir.

Formaldehit Güçlü bir dezenfektandır.· Bakterilere, funguslara, virüslere ve sporlara etkilidir.· Gaz halindedir. Buharının inhalasyonu gözde ve solunum sisteminde· irritasyon yapar. Cilde uygulandığında duyarlılık reaksiyonları oluşur.

Klorheksidin (savlon) %1.5’lik klorheksidin ve %15’lik setrimit maddelerinin karışımı olan· antiseptik ve dezenfektan özellikte bir solüsyondur. Toksik değildir.· Gram (-) ve gram (+) bakterilere bakterisit etkilidir.· Antiseptik ve dezenfektan olarak 1/100’lük solüsyonu önerilir.· Kirli aletlerin dezenfeksiyonunda 1/30’luk solüsyonu önerilir.

Sodyum hipoklorit (çamaşır suyu) %0.5-1’lik oranında dezenfektan olarak kullanılır.· Özellikle hepatit ve AIDS virüslerine etkili olduğu gösterilmiştir.

Rivanol Toz şeklindedir.· Koklara etkilidir.· Sudaki 1/1000’lik çözeltisi ağız, boğaz mukozası ve yaralar için· antiseptik olarak kullanılır. Oturma banyolarında da kullanılır.

Glutaraldehit (cidex) Kauçuk ve plastik gibi aletlerin sterilizasyonu için kullanılır.· Glutaraldehit ciltte temas dermatiti yaptığından antiseptik olarak· kullanılmaz.

İzopropil alkol %70’lik ve daha yoğun eriyikleri etil alkolden daha güçlü bakterisit· etkiye sahiptir. Alkol vegetatif bakterileri süratle öldürürse de spor, virüs ve mantar· üzerine etkili değildir. Uygulandığı yerde daha güçlü vazodilatasyon yaptığından kanamaya· eğilim artar.

Pansuman Yapmada Genel Kurallar

Eller yıkanır, insizyon bölgesindeki kirli pedleri çıkarmak için non steril· eldiven giyilir, Kirli pedler çıkarıldıktan sonra eller tekrar yıkanıp mutlaka steril eldiven· giyilir, Her zaman steril gazlı bez kullanılır,· Yara silmede antiseptik solüsyonlar (povidon iyot) kullanılır,· Eğer yara kirli ve enfekte ise etrafı antiseptik solüsyonlarla (povidon· iyotla) silindikten sonra yara %0,9’luk NaCl ile temizlenir, Her insizyon hattı için ayrı gazlı bez kullanılır,· Pansuman yukarıdan aşağıya ve ya merkezden çevreye tek bir yönde· silinir, Her temizlemeden sonra kirli materyal ortamdan uzaklaştırılır ve tüm· kirli materyaller enfekte atık çöpüne atılır. Yara her açıldığında enfeksiyon, hematom ve gerginlik yönünden kontrol· edilir, Temiz yaralar 2-3 gün sonra açık bırakılır,· Pansumanlar her zaman temiz tutulmalıdır.

Yara İyileşmesini Geciktiren Etkenler:1-Kanlanma 2-Enfeksiyon 3-Doku tipi 4-Travma 5-Yabancı cisim 6-Radyasyon 7-Isı kaybı 8-Uygunsuz örtü ve sargılar 9-Malnütrisyon 10-Dolaşım bozuklukları 11-Kronik hastalıklar 12-İlaçlar 13- İleri yaş 14-Doku kuruluğu 15-Lökositlerin derine göçü 16-Yetersiz beslenme etkileri 17-Cilt Bakımı



BASI YARASI: BASI YARASI NEDİR ? EVRELERİ NELERDİR? / RİSK ÖLÇME SKALASI (NORTON SKALASI)

Vücudun ağırlığı yatar pozisyonda iken, yatak ile temas eden bölgelere basınç uygular.
Yatağa ya da sandalyeye bağımlı olan kişilerde, uzun süre aynı pozisyonda kalmak, vücut ağırlığının hep aynı bölgelerde basınç uygulamasına neden olur. Bu da basınç bölgelerinde kan dolaşımının ve beslenmesinin bozulmasına, deri ve deri altı dokusunun hasarına ve sonuçta yatak yaralarının açılmasına yol açar.Sürtünmeler de yatak yarasının oluşmasını kolaylaştırır, oluşmakta olan yarayı ilerletir.İdrar, ter ve dışkının cilt ile temas etmesi yatak yarasına davetiye çıkarır.Oluşan yaranın üzerinde enfeksiyon gelişmesi de sık görülen bir durumdur.

Kimler Risk Altındadır? Yatağa ya da sandalyeye bağımlı kişiler, hareket kısıtlılığı olanlar, sinir hasarına bağlı his kusuru olanlar (omurilik zedelenmesi, diyabet vb. nedenlerle), dolaşım sorunu bulunan kişiler, yaşlılar, çok şişman ya da zayıf olan kişiler risk altındadır. Çok şişman kişiler dokulara uygulanan basınç arttığı için, çok zayıf kişiler de yeterli cilt altı dokusu olmadığından yatak yarası gelişmesi bakımından risk taşırlar. İdrar ve dışkı kaçırma sorunu olanlar, beslenme bozukluğu ve sıvı alımında eksikliği olanlarda bası yarası oluşumu kolaylaşır. Bir bölgede yatak yarası oluşmuşsa, o bölgede ikinci defa yara oluşma riski daha yüksektir.

Yatak Yarasının Oluşma Yerleri : Yatak yarasının sık oluştuğu yerler, vücudun ağırlığını taşıyan bölgelerdir. Kuyruk sokumu, kalçalar, dirsekler, topuklar, omuz çıkıntıları, dizler, ayak bileklerinin çıkıntıları, kafanın çıkıntılı bölgeleri ve kulaklardır. Şişman kişilerde göğüs altları, karın bölgeleri ve vücut kıvrımlarının arası da yatak yarası için riskli bölgelerdir.

Yatak Yarasından Korunma Nasıl Olur? Hastanızın yatak ile temas eden cilt yüzeyini her gün kontrol edin. Yatak yaralarının önlenmesinde ilk adım risk altındaki kişilerin cildinin düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir.

Bası Yaralarının Sınıflandırılması : Bası yaralarında, yaranın derinliği açısından değişik sınıflandırmalar kullanılmakla birlikte en sık kullanılan sınıflandırılmaya göre 4 evre mevcuttur.
1.Evre: Deride bastırmakla geçmeyen/solmayan kızarıklık ve ödem vardır. Bası kalkar, ve iyi bakım yapılırsa hasar geri dönüşümlü olup iyileşme çoğunlukla tamdır. Erken evre olarakda adlandırılır.
2. Evre: Deri altı doku içine ilerlemiş yüzeyel doku ölümü mevcuttur. Cerrahi dışı tedavilerle iyileşme sağlanabilir.
3. Evre: Deride tam kat doku ölümü vardır. Hasar deri altı dokuya inmiştir. İkincil enfeksiyon eklenirse yara zorlu hale gelir. Geniş lezyonlarda cerrahi girişim gerekir.
4. Evre: Hasar kemik dokusunu da içine almış, kemik çıkıntıya kadar inmiştir. Tedavi cerrahidir.

*Hastanızın sık sık pozisyonun değiştirmesini sağlayın. İdeali 2 saatte bir pozisyon değiştirmektir. *Havalı yatak kullanılması yara oluşumunu engelleyici önlemlerdendir.
*Hastanızın yatak çarşaflarının kuru, temiz ve kırışıksız olmasını sağlayın.

*Hastanın cildi de temiz ve kuru olmalıdır.

*Hastanızın yeterli beslenmesini ve sıvı almasını sağlayın.
*Masaj ve egzersiz uygulanmasını sağlayın.

3-YARA İYİLEŞMESİ TİPLERİ • Primer İyileşme • Sekonder İyileşme • Tersiyer İyileşme

Primer İyileşme • Yara kenarlarının sütür, stapler veya tape ile biraraya getirilmesiyle oluşur. • Sonuçta minimal skar oluşur.

Sekonder İyileşme • Açık bırakılan yaranın, -Kontraksiyon -Granulasyon -Epitelizasyon ile kapanmasıdır. • Daha büyük skar oluşur. • Yara kapanması başarılamaz ise Kronik yara oluşur.

Tersiyer İyileşme • Gecikme, aşırı doku nekrozu,yabancı cisim ve kontaminasyon olan yaralarda, enfeksiyon gelişmesini önlemek için yaranın birkaç gün sonra kapatılmasıdır.

Yara iyileşmesi:
1.İnflamatuar dönem. 2. Proliferatif dönem. 3. Remodeling dönemi.
Trombositlerden trombüs oluşur. Bunlardan salınan growth faktörler makrofaj ve nötrofiller için kemotaktik etkilidir. Makrofaj ve nötrofiller nekrotik doku ve bakterilerin yaradan uzaklaşması için çalışır. Yara İyileşmesi ekibinin, orkestrasının şefi makrofajlardır. 3. Gün makrofajlardan salınan TGF-B fibroblastları yaraya çeker. Bu olayla proliferatif faz başlar. Makrofajlardan salınan growth faktörler aynı zamanda anjiogenezis ve yeni kapiller oluşumunu stimüle eder. Fibroblastlar kollagen üreterek ekstrasellüler matrikse salar bu, yara gerilimini sağlar. Remodeling yaralanmadan 2-3 hafta sonra başlar ve 1 yıla kadar sürer. Remodeling sırasında yara gerilimi (Tensile strength) kollagen sayısında artış olmadan kollagen gerilim kuvvetinin artması ile artar. Ancak bu travma geçirmemiş kollagenin gerilim kuvvetine hiçbir zaman ulaşamaz. Tensile strength travma öncesinin ancak % 70- 80 ine ulaşabilir.



4-Diyabetik ayak: Diyabetik mikroanjiopati, motor ve duysal nöropati, deri enfeksiyonları ve mekanik faktörlerin birlikteliği sonucu oluşur. Uzun süreli bakım ve tedavi gerektiren yaralardır.Yara gerilim kuvvetinde ve hidroksiprolin düzeyinde azalma nedeniyle iyileşme bozulmuştur. Bu etkiler insülin ile geri döner.
Tedavi: kan şekeri regülasyonu, medikal destek, yara tabanından kültür, radyolojik tetkikler, cerrahi debridman, yara bakımı ve onarım.Bakım ve önlemler: her gece ılık su banyosu, yumuşak havlu ile kurulanması, vazelin sürülerek çatlakların ve mikroorganizmaların girişinin önlenmesi. Yumuşak, sıkmayan dikişsiz uygun çorap giyilmesi, çıplak ayakla yürünmemesi. Dolaşımı kısıtlayan sıkı çorap ve pantolon giyilmemesi. Uygun en ve boyda ayakkabı giyilmesi. Sigara yasak. Alt ekstremiteye sıcak uygulamalar yapılmaması.

5-Apse Drenajı​

Apse drenajı, apse vücutta herhangi bir dokuda ya da organda mikro organizmaların etkisiyle oluşan iltihabi durumun yine vücut tarafından sınırlandırılması sonucunda meydana gelen enfeksiyon odağıdır. Apsenin büyüklüğüne ve yerleşim yerine göre farklı ağrı, ateş, şişkinlik ve kızarıklık gibi etkenlerde eşlik eder. Apsenin yerleşim yerine göre apseler farklı adlarla adlandırılır. Apsede yoğun antibiyotik tedavisi ilk başvurulan tedavi yöntemidir. Fakat apse tedavisinde tek başına antibiyotik kullanılması yetersiz kalabilir. Özellikle ciltte derin dokuları etkileyen apselerde, iltihabın girişimsel olarak buradan uzaklaştırılması gerekir. Bu işlemler ise;

  • Cerrahi olarak apse drenajı yapılması: Bu uygulama ameliyat yapılarak, apse şeklinde gelişen odağın bulunduğu yerden uzaklaştırılmasını kapsar.
  • Perkülan olarak yani ameliyatsız apse drenajının yapılması şeklinde sıralanır. En fazla karın içindeki apselerde ve akciğer apselerinde kullanılan bir yöntemdir.
Oksijen Zehirlenmesi, genellikle her şeyin çoğu zararlı olduğu gibi oksijeninde çoğunun zararlı olduğu bir gerçektir. Bu nedenle oksijeninde fazlası zararlı olabileceği gerçeği ile oksijen yetmezliği yaşayan kişilere özellikle saf oksijen yerine azot oksijen karıştırılarak verilir. Aşırı derecede saf oksijen kullanımının sonucunda direk olarak etkilenen organların ilk sırasında beyin gelmektedir. Bu durumda hastalarda geri dönüşümü sağlanamayan bazı oldukça önemli hastalıklar meydana gelebilir. Birden bire gelişen oksijen zehirlenmeleri kişilerde özellikle görme bozuklukları, bulantı, kişide huzursuzluk ve kramp gibi kendini gösteren belirtilerle meydana gelir. Oksijen yetmezliği olan kişilere şayet saf oksijen verilirse verilen kişinin durumuna göre ani gelişen solum durması ve körlük gibi önemli rahatsızlıklar meydana gelebilir. Fazla alınan oksijen dokularda yıkıma neden olacağı gerçeği ile her durumda çok dikkat edilmesi gereklidir. Alınan havada özellikle oksijen miktarı fazlayken dışarıya verilen havada özellikle oksijen oranı düşük olmasının yanı sıra karbondioksit oranı ise yüksektir. Oksijen zehirlenmelerinde şayet kişi dinlenme esnasında aşırı bir şekilde nefes alarak veriyorsa bu durum da kandaki oksijen oranının yükselmesine neden olur. Bu durumda tıp dilinde solunumsal alkaloz adı ile anılır. Solunumsal alkolaz rahatsızlığında kanda karbondioksit oranı en aza iner ve kan pH' SI yüksek çıkar. Böyle anormallikler ise genel olarak psikolojik sorunlar yaşayan hastalarda, panik atak rahatsızlığı olan hastalarda ve nefes alamadığını zanneden kişilerde rastlanır. Bu tür hastalar için kendi solumasına ve nefes alıp vermesine destek olmak amaçlı belli bir süre bir kağıt torba ile hastanın nefes alıp vermesine yardımcı olmak için torba içerisinde nefes alıp vermesi sağlanır.

Oksijenin en yaygın olarak kullanıldığı yer, kanda oksijen azalmasına (hipoksiye) yol açan hâllerdir. Bunlar arasında akciğerle ilgili hastalıklar (akciğer fibrozisi, bebeklerde görülen zatürreler), kalp hastalıkları (mitral darlığı, mitral yetmezliği, kalp yetmezliğine bağlı akciğer ödemi, kalp krizi vb.), ağır anemiler sayılabilir.

Nefes darlığı hissedilen bir şahsa, dakikada 4-6 litre gidecek şekilde oksijen vermek yeterli olmaktadır. Oksijen doğrudan doğruya verilirse, burun mukozasının kurumasına ve rahatsızlığa yol açar. Bunu önlemek için, oksijenin suyun içerisinden geçirilmesi sağlanmalı ve bu sûretle nemlendirilmelidir.

Oksijen tedâvisinin birtakım yan tesirleri de söz konusudur. Bunları şöylece sıralamak mümkündür:
Akciğer büzüşmesi: Oksijen tedâvisi sırasında, azot seviyesi azalan ve onun yerine oksijen ile dolan alveol bölgelerinde, bu bölgeye giden bronşun tıkanması hâlinde oksijen çabuk emilir ve lokal akciğer büzüşmesi (atelektazisi) meydana gelir.

Solunumun durması: Oksijenin fazla teneffüs ettirilmesi kısmî oksijen basıncını arttırarak, solunum merkezi üzerindeki kan gazlarının (bilhassa karbondioksidin) yaptığı refleks uyarıyı kaldırır ve solunumun durmasına yol açar.

Oksijen zehirlenmesi: Oksijen, özellikle solunum yolları ve santral sinir sistemi üzerinde etkilerini gösterir. Oksijen zehirlenmesinin; dokularda oksijen yoğunluğunun artması neticesi ortaya çıkan reaksiyonlardan meydana gelen oksijenli maddelere ve bunların hücreyi zedelemesine bağlı olduğu sanılmaktadır. Oksijen zehirlenmesinde burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, bronşit, akciğerlerde kanlanma, alveollerin iltihaplanması, atelaktazi, daha ağır durumlarda göğüste sıkıntı, uzuvlarda karıncalanma, bulantı, kusma, halsizlik, şuur kaybı ve havâleler görülür.

Tedâvide çok önemli bir yeri olan oksijenin tehlikelerini önlemek için, oksijen tedâvisinin rastgele değil, ancak gerekli olduğu zamanlarda ve bilgili kişilerin kontrol ve denetiminde uygulanması lâzımdır.

7-İlaç; hastalıkların teşhisi, tedavisi, proflaksisi (korunma), cerrahi girişimlerin kolaylaştırılması ve bazı fizyolojik olayların değiştirilmesi amacıyla kullanılan kimyasal maddedir. • 1cc= 1ml =20 damla=10 dizyem=40 ünite



İlaçların Veriliş Yollarına Göre Emilim Süreleri • Oral = 30-90 dk • Rektal = 25-30 dk • SC =15-30 dk • iM =15-20 dk • İV =30-60 sn • İntrakardiyak=15 sn • Sublingual tb=3-6 dk

İlaç Uygulamasında Sekiz Doğru İlkesi • Doğru ilaç Doğru doz • Doğru hasta Doğru zaman • Doğru yol Doğru ilaç şekli • Doğru yanıt Doğru kayıt



İlaçlarla Tedavi ( Tedavi şekilleri)

Ampirik tedavi (ilkel tedavi) Hastalığın sebebini, oluşum mekanizmasını, ilacın hastalığa etkisini ve etki şeklini bilmeden yapılan tedavidir. Halk arasında deneme yanılma yolu ile elde edilen bilgilerle yapılır.

Semptomatik tedavi (palyatif tedavi) İlaçlarla hastalığın nedenini ortadan kaldırmadan bulgu ve belirtilerini gidermek için yapılan tedavidir. Örnek: Diş çürüğünde ağrıyı geçirmek için analjezik (ağrı kesici) verilmesi

Radikal tedavi (rasyonel) İlaçlarla hastalığın nedeninin tamamen ortadan kaldırılmasına „radikal tedavi‟ denir. Örnek: Tonsillitin, antibiyotik ile tedavi edilmesi. İlaçlarla Tedavi ( Tedavi şekilleri) Profilaktik tedavi Hastalıklardan korunmak için yapılan ilaç uygulamasıdır. Örnek: Aşı uygulamaları „profilaktik tedavi‟ dir. İkame tedavi (yerine koyma= substitution) Vücutta eksikliği görülen maddelerin eksikliğini gidermek için yapılan ilaç uygulamasıdır. Örnek: Ensülin uygulaması

İlaçların Etkileri

• 1-Tedavi edici etkisi (istenen etki) • a-Lokal etki ;ilacın yalnızca belli bir alana etki etmesidir. • b-Sistemik etki ;ilacın kan dolaşımına geçtikten sonra organizmada yaptığı etkidir. • c-Selektif etki; İlaçların dolaşıma geçtikten sonra belli bir organa daha fazla etki etmesidir.

• 2-Yan etki; istenmeyen etki.

• 3-Toksik etki; Yüksek dozda ilacın uzun süre alınması,ya da metabolizmanın yetersiz olması sonucunda vücuttan atılamaması yada yetersiz atılması sonucu kanda birikmesi,toksik etki yaratır.

• 4-Allerjik Etkiler; Özellikle antibiyotiklerin kullanımı sonucu meydana gelirler • İlaç allerjileri,daha önceden alınmış ilaca karşı vücutun antikor oluşturmasıyla meydana gelirler • İlaç yabancı bir antijen olarak algılanır.

• 5-İdiyosenkrotik reaksiyonlar; Bazı ilaçların kullanılması sonucu ortaya çıkan aşırı reaksiyon, yada çok düşük reaksiyon,beklenenin dışında anormal bir yanıt alınması durumu.Önceden saptanamaz.

• 6-İlaç enteraksiyonları; İki yada daha fazla ilacın tek tek kullanıldıklarından daha az etkili( antagonistik) • yada daha etkili (sinerjistik) olabilmeleri durumudur.

SUDA BOĞULMA: Vücuttaki dokulara yeterli oksijen gitmemesi sonucu dokularda bozulma meydana gelmesidir.nedenleri:*Bayılma ve bilinç kaybı sonucu dilin geriye kayması*Nefes borusuna sıvı dolması*Nefes borusuna yabancı cisim kaçması*Asılma * Akciğerlerin zedelenmesi*Gazla zehirlenme* Suda boğulma

belirtileri: Nefes almada güçlük*Gürültülü, hızlı ve derin solunum*Ağızda balgam toplanması ve köpüklenme*Yüzde ,dudaklarda ve tırnaklarda morarma*Genel sıkıntı hali ,cevaplarda isabetsizlik ve kararsızlık*Bayılma

Tuzlu suda yani denizde boğulmada ise akciğere ulaşan su akciğerdeki hava keseciklerinin (alveoller) içine dolar. Bunu yaparken de kandaki proteinleri yanında çeker. Akciğer ödemi olur, tansiyonun düşmesi ve ölüm olur.

Solunum Yolu Tıkanıklığı Ve Boğulmalarda İlk Yardım: Hava Yolu Tıkanıklığı Nedir? Hava yolunun, solunumu gerçekleştirmek için gerekli havanın geçişine engel olacak şekilde tıkanmasıdır. Tıkanma tam tıkanma ya da kısmi tıkanma şeklinde olabilir.

Tam Tıkanma Belirtileri • Nefes alamaz. • Acı çeker, ellerini boynuna götürür. • Konuşamaz. • Rengi morarmıştır. Bu durumda Heimlich Manevrası (karına bası uygulama) yapılır .

Kısmi Tıkanma Belirtileri • Öksürür. • Nefes alabilir. • Konuşabilir. • Bu durumda hastaya dokunulmaz, arkasında durulur, öksürmeye teşvik edilir, öncelikle bulunduğu pozisyonda bırakılır, • Solunum ve öksürük zayıflıyorsa ya da kaybolursa ve morarma saptanırsa derhal girişimde bulunulmalıdır, • Belirgin bir yabancı cisim, yerinden çıkmış veya gevşemiş takma dişleri varsa bunlar yerinden çıkarılır. • Eğer yabancı cisim görülemiyorsa ve hastanın durumu kötüye gidiyorsa tam tıkanmada anlatılan uygulamalara başlanır.

Bilinci Yerinde Olan (Bilinci Açık) Kişilerde Heimlich Manevrası • Hasta ayakta ya da oturur pozisyonda olabilir. • Hastanın yanında veya arkasında durulur. • Bir elle göğsü desteklenerek öne eğilmesi sağlanır. • Diğer elin topuğu ile hızla 5 kez sırtına (kürek kemikleri arasına) süpürür tarzda vurulur. • Tıkanıklığın açılıp açılmadığına bakılır, açıldıysa işlem durdurulur. • Tıkanıklık açılmadıysa Heimlich Manevrası yapılır. • Hastanın arkasından sarılarak gövdesi kavranır. • Bir elin başparmağı midenin üst kısmına, göğüs kemiği altına gelecek şekilde yumruk yaparak konur. Diğer el ile yumruk yapılan el kavranır. • Kuvvetle arkaya ve yukarı doğru bastırılır. • Bu hareket 5-7 kez yabancı cisim çıkıncaya kadar tekrarlanır. • Tıkanıklık açılmadıysa tekrar sırtına vurulur. • Bu işlemler 5’er kez olacak şekilde dönüşümlü olarak tekrarlanır. • Hastanın bilinci kapanırsa, sert zemin üzerine yatırılır. • Şah damarından nabız ve solunum değerlendirilir. • Tıbbi yardım istenir (112). • Temel yaşam desteği uygulanır.

Bilincini Kaybetmiş (Bilinci Kapalı) Kişilerde Heimlich Manevrası • Hasta yere yatırılır, yan pozisyonda sırtına 5 kez vurulur. • Tıkanma açılmadığı takdirde hasta düz bir zeminde başı yana çevrilir. • Hastanın bacakları üzerine ata biner şekilde oturulur. • Bir elin topuğunu göbek ile göğüs kemiği arasına yerleştirilir, diğer el üzerine konur. • Göbeğin üzerinden kürek kemiklerine doğru eğik bir baskı uygulanır. • Şah damarından nabız ve solunum değerlendirilir. • İşleme yabancı cisim çıkıncaya kadar devam edilir. • Tıbbi yardım istenir (112). • Bu hareketi 5-7 kez yabancı cisim çıkıncaya kadar ya da yardım gelinceye kadar devam edilir. • Bu tür olgularda havayolu tıkanıklığından şüphelenildiğinde, ilkyardımcılar Temel Yaşam Desteği uygulamalarını yapacaklardır. Kurtarıcı nefes verildikten sonra hava gitmiyorsa tıkanıklık olduğu düşünülür, ilkyardımcı ağız içinde yabancı cisim olup olmadığını kontrol etmeli, yabancı cisim görüyorsa çıkarmalıdır.

Bebeklerde Tam Tıkanıklık Olan Hava Yolunun Açılması(*) • Bebek, ilk yardımcının bir kolu üzerine yüz üstü yatırılır. • Başparmak ve diğer parmakların yardımıyla bebeğin çenesi kavranarak yüzüstü pozisyonda öne doğru eğilir • Baş-çene pozisyonu korunarak gövdesinden aşağıda bir pozisyonda tutulur. • Varsa bir sandalyede oturarak uygulanmalıdır. • 5 kez el bileğinin iç kısmı ile bebeğin sırtına, kürek kemiklerinin arasına hafifçe vurulur. Diğer kolun üzerine başı elle kavranarak sırtüstü çevrilir. • Yabancı cismin çıkıp çıkmadığına bakılır. • Çıkmadıysa başı gövdesinden aşağıda olacak şekilde sırtüstü tutulur. • 5 kez iki parmakla göğüs kemiğinin alt kısmına karın basısı uygulanır. • Yabancı cisim çıkana kadar devam edilir. • Tıbbi yardım istenir (112). (*) Bebek çok küçük ise ve karından baskı uygulanamıyorsa bebekler için yukarıda anlatılan uygulamalar yapılır. Ancak diğer hallerde bebeklerde yapılan uygulamalar bilinci kapalı erişkinlerde yapılan Heimlich Manevrası uygulamaları ile aynıdır.

YANIK: Herhangi bir ısıya maruz kalma sonucu oluşan doku bozulmasıdır.

Genellikle sıcak su veya buhar teması sonucu

Sıcak katı maddelerle temas

Asit/alkali gibi kimyasal maddelerle temas

Elektrik akımı etkisi

Radyasyon nedeni ile de oluşabilir.

%15 derecenin üstündeki bütün yanıklar uzman tedavisi gerektirir. Doğru bir uzman tercihi yapılmalıdır. Çünkü bu tür yanıklar da gerektirdiği gibi tedavi uygulanmazsa kişinin hayatını derinden etkileyen sonuçlar ortaya çıkabilir.

Yanık çeşitleri:

1-Fiziksel yanıklar *Isı ile oluşan yanıklar*Elektrik nedeni ile oluşan yanıklar *Işın ile oluşan yanıklar *Sürtünme ile oluşan yanıklar *Donma sonucu oluşan yanıklar

2-Kimyasal yanıklar Asit ve alkali maddeler ile oluşan yanıklar

Yanığın ciddiyetini belirleyen faktörler *Derinlik *Yaygınlık *Bölge *Enfeksiyon riski *Yaş *Solunum yoluyla görülen zarar *Önceden var olan hastalıklar

KOMPARTMAN SENDROMU: Yanık sonrası ilk 3 günde gelişir. Distalde ağrı, solukluk, parestezi ile tanınır

Yanığın Derecelendirmesi

1.derece yanıklar
Deride kızarıklık, Ağrı, Yanık bölgede ödem vardır. Yaklaşık 48 saatte iyileşir.

2.derece yanıklar Deride içi su dolu kabarcıklar (bül) vardır. Ağrılıdır. Derinin kendini yenilemesi ile kendi kendine iyileşir.

3.derece yanıklar Derinin tüm tabakaları etkilenmiştir. Özellikle de kaslar, sinirler ve damarlar üzerinde etkisi görülür. Beyaz ve kara yaradan siyah renge kadar aşamaları vardır. Sinirler zarar gördüğü için ağrı yoktur.

YANIĞIN ŞİDDETİNE GÖRE SINIFLANDIRILMASI

1. Küçük yanıklar: a. Erişkinlerde %15 veya daha az 2. derece yanıklar, b. Çocukta %10 veya daha az 2. derece yanıklar, c. Erişkin veya çocukta %2 veya daha az 3. derece yanıklar.

2. Orta yanıklar: a. Erişkinlerde %15–25 arası 2. derece yanıklar, b. Çocukta %10–20 arası 2. derece yanıklar, c. Erişkin veya çocukta %2–10 arası 3. derece yanıklar.

3. Büyük yanıklar: a. Erişkinlerde %25 den fazla 2. derece yanıklar, b. Çocukta %20’den fazla 2. derece yanıklar, c. Erişkinde veya çocukta %10’dan fazla 3. derece yanıklar, d. İnhalasyon yanıkları, e. Elektrik yanıkları, f. Başka bir travmanın eşlik ettiği yanıklar (kafa travması, karın içi yaralanma, kırıklar, vs.), g. Gebelikte yanık yaralanması, h. Yanığa ilave risk getiren boyutta yandaş hastalığın varlığı (DM, steroid kullanımı, immün baskılanma, vb). i. Göz, kulak, yüz, el, ayak, büyük eklem ve genital bölge yanıkları.

Küçük yanıklar poliklinikte ayaktan veya yanık odalarında tedavi edilebilir. Orta ve büyük yanıklar bir ünite/merkez tarafından tedavi edilmelidir.





Isı ile oluşan yanıklarda ilkyardım:*Kişi halen yanıyorsa paniğe engel olunarak koşması engellenir.*Hastanın üzeri battaniye yada bir örtü ile kapatılarak yuvarlanması sağlanır.*Yaşam belirtileri değerlendirilir.*(ABC)Solunum yolunun etkilenip etkilenmediği kontrol edilir.*Yanık bölge en az 20 dk. soğuk su altında tutulur.*Ödem oluşabileceği düşünülerek yüzük, bilezik saat gibi eşyalar çıkartılır.*Yanmış alandaki deriler kaldırılmadan giysiler çıkarılır.*Takılan yerler varsa giysi kesilir.*Temizliğe dikkat edilir.*Su toplamış yerler patlatılmaz.*Yanık üzerine ilaç yada yanık merhemi gibi maddeler sürülmemelidir.*Yanık üzeri temiz ve nemli bir bezle örtülür veya streç film ile kapatılır.*Hasta battaniye ile örtülür.*Yanık bölgeler (parmaklar vb.) birlikte bandaj yapılmamalıdır.*Yanık geniş ve sağlık kuruluşu uzaksa hastanın kusması yoksa, bilinci açıksa ağızdan sıvı maddeler verilerek sıvı kaybı önlenir.*112 aranarak tıbbı yardım istenir.

Kimyasal yanıklarda ilkyardım:*Deriyle temas eden kimyasal maddenin en kısa sürede deri ile teması kesilmelidir. *Kimyasal tozlardan kaynaklanan yanıklarda ise suyla yıkamak yapmak sakıncalı olabilir. Çünkü su, toz şeklindeki kimyasal ajanı aktive edebilir. Böyle durumlarda, kimyasal toz önce bir fırçayla, kuru bezle veya elektrik süpürgesi ile temizlenmeli ve daha sonra bol suyla yıkama yapılmalıdır.*Bölge bol, tazyiksiz su ile en az 15-20 dk. yumuşak bir şekilde yıkanır.*Giysiler çıkarılır.*Hasta örtülür.*112 aranır.

Elektrik Yanıklarında İlkyardım:*Soğukkanlı ve sakin olunur.*Hastaya dokunmadan önce elektrik akımı kesilir.*Akımı kesme imkanı yoksa tahta çubuk yada ip gibi bir cisimle elektrik teması kesilir.*Hastanın ABC’si değerlendirilir.*Hastaya kesinlikle su ile müdahale edilmez.*Hasta hareket ettirilmez.*Hasar gören bölgenin üzeri temiz bir bezle örtülür.*Tıbbi yardım istenir. atrial fibrilasyon açısından elektrik yanığı ile gelen her hastaya mutlaka EKG çekilmelidir. Kardiyak monitorizasyon ve olanak varsa serum CPK-MB bakılmalıdır. Hastalarda, özellikle de yüksek gerilim yaralanmasında kardiyak kas nekrozu izlenebilir, Troponin-I düzeyleri değerlendirilmelidir.

SEVK ET:
• 10 yaş altı / 50 yaş üstü hastada : >%10, 2.o yanık
• Erişkin hastada: >%15, 2.o yanık
• Her yaşta: >%2, 3.o yanık
• Her yaşta: Yüz-El-Ayak-Perine-Büyük eklemler (skar!) de: 2. – 3.o yanık
• Göğüs duvarı ve ekstremitelerin sirküler yanıkları (kompartıman snd?)
• Kümyasal yanıklar – İnhalasyon yanıkları – Elektrik yanıkları – Yıldırım çarpmaları
• Yanık + travma, kronik hastalık + yanık

YANIKTA TEDAVİ
• Çoklu travma hastası gibi davran. Resüstasyon ihtiyacı var mı değerlendir, vitalleri güvenceye al
• Hastayı tamamen soy, yanık kıyafetleri uzaklaştır. Bilezik-yüzük-kolye gibi aksesuarları çıkart. Eğer zaman varsa yanık bölgesini soğuk suyla ve sabunla yıka.
• %20’den fazla 1.-2. o yanık hastalarına NG tak (ileus gelişme riski nedeniyle).
• Her hastaya sonda tak (dolaşımı, hidrasyonu değerlendireceksin ya da sevk edeceksin).
• Her hastaya: oksijen ver
SIVI TEDAVİSİ:
o 2 tane, geniş lümenli, periferik IV damar yolu aç (yanık bölgesi üzerinden de açılabilir).
o Damar yolları 48-72 saatte değişmeli, bu nedenle damar yolu üzerine saat ve tarih yaz.
o IV kristaloid ver (En iyi tercih: RL)
o Verilecek sıvı miktarı: VA (kg) X Yanık yüzdesi X 4cc
§ Yanık yüzdesi > %50 ise, yanık yüzdesini: %50 kabul et
§ Yanığın olduğu saat itibariyle bu sıvının yarısını ilk 8 saatte, diğer yarısını 16 saatte ver. (toplam 24 satte)
o Diürez aşağıdaki gibi olmalı:
§ Erişkinde ve 30kg üstü çocukta: 40 cc/saat,
§ 30 kg altı çocukta çocukta: 1 cc/kg/saat
o Erişkin hastada tedaviye yanıtı bu parametrelerle değerlendir: Diürez, Şuur açıklığı, Htc < 60, KTA < 120

BÜLLER: Çok büyük, parçalanmış, enfekte ise debride et. Bülün altından yanık sahasını değerlendiremiyorsan bülü debride et. Bunun dışında bülleri ve kalım el ve ayak bülleri debride edilmez.

• NSAII, morfin uygula
• Topikal tedavi-pansuman: Silverdin , anestol ile pansuman yap. Sadece 1 ve küçük 2 yanıklar açık bırakılabilir.
• Tetanoz aşısı uygula

TAKİP-TABURCULUK-KONTROL:
o Ekstremite yanıkları 1-2 gün elevasyonda olmalı
o Pansumanı günde 2 defa değiştir.
o Patlamış bülleri debride et
o Enfeksiyon kontrolü yap, Eklem hareketlerine bak, iyileşmeyi değerlendir (iyileşme olmuyorsa derin yanık olabilir)

SICAK ÇARPMASI :Yüksek derece ısı ve nem nedeni ile vücut ısısının ayarlanmaması sonucu ortaya çıkan tabloya denir.Sıcaklık merkezi hipotalamustur. Bu kargaşadan daha çok etkilenen 2 hücre tipi :beyin(özellikle serebellum) nöronları ve hepatositlerdir.Bu neden özellikle SSS bulgularının görüldüğünü ve sıcak çarpmasında neden AST/ALT yüksekliği saptanabildiğini açıklar. Anhidrosis, terleme kaybıdır ancak her sıcak çarpması olgusunda görülmesi şart değildir.

Belirtileri:*Adale krampları*Güçsüzlük *Yorgunluk*Baş dönmesi*Davranış bozukluğu,sinirlilik*Solgun ve sıcak deri*Bol terleme*Mide krampları, bulantı ve kusma*Bilinç kaybı ve hayal görme*Hızlı nabız

Sıcak Çarpmasında risk grupları:*Kalp hastaları *Tansiyon hastaları*Diyabet hastaları*Kanser hastaları*Normal kilonun çok veya çok olanlar*Psikolojik rahatsızlığı olanlar*Böbrek hastaları *65 yaş üstü olanlar*5 yaş altı çocuklar*Hamileler*Sürekli ve bilinçsiz diyet uygulayanlar*Yeterli miktarda su içmeyenler.

Sıcak Çarpmasında İlkyardım:*Hasta serin ve havadar bir yere alınır.*Giysiler çıkarılır.*Sırtüstü yatırılarak kol ve bacaklar yükseltilir.*Bulantı yoksa ve bilinci açıksa su kaybı önlenir.*1lt.su+1çay kaşığı karbonat+1çay kaşığı tuz karışımı ya da soda verilir. Klasik sıcak çarpmasında en etkili ısı kaybetme yöntemimiz olan buharlaşmanın arttırılması için, giysileri çıkarılmış hastaya sprey olarak su sıkıp, fanlarla buharlaşmanın hızlandırılması önerilen yöntem ve en sık kullanılan yöntem.

Soğutma yöntemlerinin uygulanması sırasında aşırı titreme, ajitasyon vs gelişebilir; bu durumda IV benzodiazepin veya klorpromazin uygulanabilir.

TEDAVİ

Bu hastalarda öncelikle ABC desteklenmeli ve oksijen verilmeye başlanmalıdır (5-10 L/dak). Pulseoksimetre ve kardiyak monitorizasyon başlatılmalı ve hastanın damaryolu açılarak mayi verilmelidir. İlk seçenek serum fizyolojik veya Ringer laktad (250 mL/saat) olabilir.

Yaşlı ve kalp hastalığı olan olgularda verilen sıvının miktarı ve hızı yakından takip edilmelidir. Hastalara foley sonda takılmalı ve çıkan idrar miktarı yakından kontrol edilmelidir. Olguların gerçek vücut sıcaklığı takip edilmelidir. En iyi yol rektal yolla yapılan ölçümlerdir. Entübe edilen hasrtalarda ösefagial termometre kullanılabilir. Antipiretikler etkili değildir

Yaygın olarak kullanılan yöntemlerden biri immersion yöntemidir. Burada hastanın giysileri çıkarılır ve gövdesi ile ekstremiteleri suyun içinde olacak şekilde içi buzlu su dolu banyo küveti içine konulur. Hastanın başı dışarıda kalmalıdır. Bu yöntemle hastanın vücut sıcaklığı 10-40 dakika içinde 39°C’e düşürülür En çok tercih edilen bir diğer soğutma tekniği evaporasyon yöntemidir. Bu yöntem hem hızlı, hem de noninvasiftir. Burada hastaları monitorize etmek kolaydır ve giysileri çıkarılmış olan hastanın kaldığı odaya, hastaya yakın olacak şekilde serinletici fanlar yerleştirilir. Hastanın üzerine petler yerleştirilir ve 15 ° C’ lık suyla hem alttan, hem de üstten ıslatılır (7). Bu ıslatma işlemi püskürtme yolu ile yapılabilir. Hastanın tüm vücudunun çarşaflar ile örtülerek bunun ıslatılması önerilmez, çünkü bu şekilde cilt yolu ile ısının buharlaşması engellenir. Buna benzer bir yöntem de Mekke’de hacılar için kullanılmaktadır. Burada hastalar hamak üzerine yerleştirilir ve odada dev soğutucu fanlar (oda havası) vardır, giysileri çıkarılmış olan hastalara spreyler yardımıyla su sıkılır(8).

Rektal vücut sıcaklığı 40°C’e düşünce, soğutma işlemlerine son verilmelidir.

Hangi yaş grubunda olursa olsun hastalarda hipotansiyon, kardiyak output düşmesi prognozun kötü olduğunu gösterir.

DONMAAşırı soğuk nedeni ile soğuğa maruz kalan bölgeye yeterince kan gitmemesi ve dokularda kanın pıhtılaşması ile dokuda oluşan hasara denir.

1.Derece: *En hafif şeklidir. Erken müdahalede hızla iyileşir.*Deride solukluk ve soğukluk hissi vardır.*Uyuşukluk ve halsizlik görülür.*Daha sonra kızarıklık ve iğnelenme hissi olur.

2.Derece: *Soğuğun sürekli olması ile belirtiler belirginleşir. *Zarar gören bölgede gerginlik hissi olur.*Ödem,ağrı ve içi su dolu kabarcıklar meydana gelir.*Su toplanması iyileşirken siyah kabuklara dönüşür.

3.Derece :*Dokuların geriye dönülmez biçimde hasara uğramasıdır.*Canlı ve sağlıklı deriden kesin hatları ile ayrılan siyah bir bölge oluşur.

DONMADA İLKYARDIM:*Hasta ılık bir ortama alınarak soğukla teması kesilir.*Sakinleştirilir,kesin istirahata alınır ve hareket ettirilmez.*Kuru giysiler giydirilir.*Sıcak içecekler verilir.*Su toplamış bölgeler patlatılmaz. Bu bölgelerin üstü örtülür.*Donuk bölge ovulmaz. Kendi kendine ısınması sağlanır.*El ve ayak doğal pozisyonda tutulur.*Isınma işleminden sonra hala hissizlik varsa bezle bandaj yapılır.*El ve ayaklar yukarı kaldırılır.*112 aranarak tıbbi yardım istenir.

Glaskow Koma skalası: bir insanın bilinç durumunu başlangıçta ve sonraki değerlendirmelerde güvenilir ve objektif olarak kaydetmeyi amaçlayan bir yöntemdir. Hasta skalanın kriterlerine göre değerlendirildiğinde, hastaya 3 (derin bilinç kaybına işaret eder) ile 14 (orijinal skalaya göre) ya da 15 (geniş kullanımlı düzeltilmiş skalaya göre) arasında puanlar verilir.



3-8 puan: anlamlı nörolojik hasar (derin koma ya da ölüm)

9-12 puan: orta dereceli nörolojik hasar

13-15 puan: hafif nörolojik hasar
 

Ekli dosyalar

Geri
Üst