Hac Hazırlık Rehberi

Hasip

Başkan
Yönetici
Başkan
Katılım
28 Nis 2023
Mesajlar
128
Tepki puanı
4
Puanları
18
Siteyi ziyaret et
Cinsiyet
Bay
Ad Soyad
Hasip Hasip
Konum
03-Afyonkarahisar
HAC NE ZAMAN YAPILIR



Haccın sahih ve kabul olmasının şartları vardır. Sahih olması için haccın vaktinde yapılması gerekmektedir. Haccın vakti bütün bir yılı kapsamamakta olup, aylarla ve hatta günlerle sınırlıdır. Hac ayları; şevval ve Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk 10 (on) günüdür. Hac aylarından önce; hac için ihrama girilemez. Eğer ihrama girilirse bu ihram Hac için geçerli kabul edilmez. Hac vakitleri dışında kutsal beldelere yapılacak ziyaretler, Umre niyetiyle yapılabilir.



HAC KİMLERE FARZDIR-FARZ OLMASININ ŞARTLARI NELERDİR



1. Müslüman Olmak

Müslüman olmayan birinin her şeyden önce iman etmesi gerekir. Çünkü iman etmedikçe ibadetleri makbul olmaz.

2. Akıl Sahibi Olmak
Bir kimsenin dini görevlerle sorumlu olabilmesi için akıl sahibi olması gerekir. Aklı yani ceza-i ehliyeti olmayan kimsenin dini görevlerine karşı sorumluluğu da bulunmamaktadır.

3. Buluğa Erişmek
Buluğa erişmeyen kimse için dini görevleri açısından sorumluluk bulunmamaktadır. Buluğa erişmemiş kimse (çocuk) hac yaparsa, buluğa eriştikten sonra da hac yapmakla yükümlü olur.

4. Özgür Olmak
Özgür olmayan (esir, mahpus vb.) kimse için, özgürlüğünü kazanana dek hac farz değildir.

5. Ekonomik Yönden İmkan Sahibi Olmak
Zorunlu ihtiyaçları haricinde hacca gidip dönünceye dek kendisinin ve bakmakla yükümlü oldugu ailesinin geçinebilecegi maddi güce sahip olmak.

6. Sağlıklı Olmak
Hac farizasının bir kimseye farz olabilmesi için o kimsenin bedenen bu ibadeti yapmaya gücü yetmesi gerekir. Hac ibadetini bedenen yapamayacak kadar hasta olan kimse için hac, farz değildir. Ancak hac ibadetinin geciktirilmemesi ve özellikle yaşlılık dönemlerine bırakılmaması gerekir.

7. Yol Güvenliğinin Bulunması
Haccın bir mümine farz olabilmesi için yol güvenliğinin olması gerekmektedir.

8. Haccın Farz Olduğunu Bilmek
Müslüman olmayan bir toplumda yaşayan ve haccın farz olduğunu bilmeyen Müslüman, bu farzı öğrenene kadar kendisine hac farz olmaz.

9. Haccın Vaktine Yetişmek
Bir Müslüman’a hac farz olabilmesi için haccın eda edileceği vakte yetişmiş olması gerekir.

10. Kadınlarda Can, Mal ve Namus Güvenliğinin Sağlanmış Olması
Hanefi ve Hanbeli mezheplerine göre bir kadının haccedebilmesi için kendisine refakat edecek eşi veya bir mahreminin olması gerekmektedir.

11. Eşi Vefat Etmiş veya Eşinden Boşanmış Kadınların İddet Süresi
Eşi vefat etmiş veya eşinden boşanmış kadınların iddet sürelerini doldurmuş olmaları gerekmektedir.





HACCIN FARZLARI



a- Hanefi
mezhebine göre haccın farzları; bir şart ve iki rükündan oluşmaktadır. Bunlardan ihrama girmek haccın şartı, Arafat’ta vakfeye durmak ve Kabe’yi tavaf etmek ise haccın rükünlerindendir.



1. Haccı İhramlı Yapmak

İhramsız olarak yapılan hac geçerli olmaz. Haccın rükünleri ihramlı olarak yerine getirilmelidir.

2. Arafat Vakfesi

Hac ibadetinin kabul olabilmesi için ihram giyilerek Arafat vakfesinin yapılması gerekmektedir. Vakfe, hac yapma niyetiyle ihrama girmiş bir kimsenin Zilhicce ayının 9. günü zeval vaktinden sonra Arafat’ta bir müddet kalması (beklemesi) demektir. Burada kefeni andıran ihramlar içerisinde, makyajsız ve tüm süslerden münezzeh bir halde Yüce Mevla’ya dua ve istiğfar edilmelidir. Çünkü Arafat tam bir tövbe, şefaat ve vuslat anıdır.

3. Ziyaret Tavafı

Hac yolcusu Afarat vakfesinden sonra ziyaret tavafını yapmakla yükümlüdür.

b- şafii mezhebine göre haccın farzları şu şekildedir:

1. İhrama girmek (niyet),
2. Arafat’ta vakfe yapmak,
3. Ka’be’yi tavaf etmek,
4. Sa’y yapmak,
5. Saçları tıraş etmek veya kısaltmak,
6. Bu rükünler arasında sıraya (tertibe) uymak.

Bu farzlar, haccın rükünleridir.







c- Maliki ve Hanbeli
mezheplerine göre haccın farzları şu şekildedir:

1. İhrama girmek,
2. Arafat’ta vakfeye durmak,
3. Kabe’yi tavaf etmek,
4. Sa’y yapmak.

Bu farzlar, haccın rükünleridir.

HACCIN VACİPLERİ

a- Hanefi mezhebine göre hac ibadetinin vacipleri şu şekildedir:


1. Sa’y yapmak
2. Müzdelife’de vakfe yapmak
3. Şeytan taşlamak
4. Saçları tıraş etmek veya kısaltmak
5. Veda tavafı yapmak.

b- şafii ve Hanbeli mezheplerine göre haccın vacipleri şu şekildedir:

1. İhrama mikattan girmek
2. Cemrelere taş atmak
3. Müzdelife’de vakfe yapmak
4. Bayramın 1, 2 ve 3. günlerinde Mina’da gecelemek
5. Veda tavafı yapmak

c- Maliki mezhebine göre haccın vacipleri şunlardır:

1. Telbiye
2. Müzdelife’de gecelemek
3. Tıraş olmak veya saçları kısaltmak
4. Eyyam-ı teşrik günlerinde Mina’da gecelemek



HACCIN TÜRLERİ

1. İfrad Haccı

Hac zamanında sadece hac yapmak üzere ihrama girilip umresiz olarak yapılan hacdır.

2. Temettu Haccı
Hac zamanı içinde hac ve umre ayrı ayrı niyet ve ihramlarla yapılır. Türk hacı adaylarının en fazla tercih ettiği hac türüdür.

3. Kıran Haccı
Hac ve umreye birlikte niyet ederek ikisi tek bir ihramla birleştirilerek yapılır.



MİKAT( İHRAMA GİRME) NEDİR-YERLERİ NERELERDİR



İhrama girme yeri ve zamanı. Mekke çevresinde, çeşitli bölge ve ülkelerden hacca gelenlerin ihrama girecekleri özel yerleri ifade eden bir fıkıh terimi; çoğulu mevakit gelir. Bir kimsenin hac veya umre için mikatleri ihramsız geçmesi caiz değildir. Aksi halde bir kurban cezası veya mikat yerine dönmek gerekir.

İhrama girme yerleri Mekke`de oturanlar veya Mekke ile mikat yerleri arasında yahut mikat yerleri dışında kalan belde ve ülkelerde oturup hac veya umre yapacak kimselere göre değişiklik gösterir (bk. "Hacc" mad.).

İkamet edilen yere göre mikatler:

I. Mekke`de oturanlar
: Mekkelilerin hac için ihrama girme yeri yine Mekke`dir. Hz. Peygamber Mekkelilere bulundukları yerden ihrama girmelerini emir buyurmuştur (ez-Zeylaî, Nasbu`r-Râye, 1393/1973, y.y. III, 16). Mekke dışında, fakat harem dahilinde evi olanlar da aynı şekilde ihrama girer. Mekkelilerin umre için mikat yeri ise, dilediği herhangi bir yerden, hıll`in harem bölgesine en yakın olan yeridir. Ancak umrede ihrama girmek için hıll`in en faziletli yeri Hanefî ve Hanbelîlere göre, "Tenîm", sonra "Ci`râne", sonra "Hudeybiye`"dir.
2. Hıll`de oturanlar: Harem bölgesiyle, beş mikat yerinin çevrelediği alan arasında kalan bölgeye "hıll" denir. Hıll`da oturanların hac veya umre için ihrama girme yeri (mikat), ailelerinin bulunduğu yer veya bu yerle harem arasında kalan, hıll`den dilediği herhangi bir yerdir. Hanefîler bu görüşü benimsemiştir. İmam Mâlik`e göre, bunların mikat yeri, kendi evleridir.

3. Âfâkîler: Mikat yerlerinin dışında kalan belde ve ülkelerde oturanlara "âfâkî" denir. Mikatlerin dışından hac veya umre yapmak maksadıyla Hicaza gidenler için geldiği bölge veya ülkeye göre ihrama girme yerleri belirlenmiştir. "Mikat" denilen bu yerler beş tanedir. İbn Abbas (r.anhûmâ)`dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber (s.a.s), Medîneliler için Zülhuleyfe`yi, Şamlılar için Cuhfe`yi, Necidliler için Karnül-Menâzil`i ve Yemenliler için Yelemlem`i mikat olarak belirledi. Bunlar, belirtilen bölge veya ülke tarafından gelen diğer belde yolcuları için de mikat yeridir









Gelinen ülkelere göre mikatler:


1. Türkiye, Suriye, Mısır, Mağrib ve Avrupa tarafından deniz yoluyla gelenlerin mikatı Cuhfe (Râbiğ)`dir. Cuhfe ile Mekke arası yaklaşık 187 km.`dir.

2. Medîne`den gelenlerin mikatı Zülhuleyfe (Âbâr-ı Alî) olup, Mekke`ye yaklaşık 464 km. dir. En uzak mikat yeri burasıdır.

3. Irak, İran ve diğer doğu ülkelerinden gelenlerin mikatı zât-ı Irk`tır. Bu yer Mekke`ye yaklaşık 94 km.dir.

4. Kuveyt ve Necid yönünden gelenlerin mikatı bugün es-Seyl denilen Karnül-Menâzil`dir.

5. Yemen`den gelenlerin mikatı ise Mekke`nin güneyinde bulunan Yelemlem olup, Mekke`ye 54 km.dir.

Eğer hac veya umre yolcusunun yolu, bu noktalardan geçmiyorsa buraların hizalarında ihrama girilir. Medîne`ye gelenler, hac için Mekke`ye doğru yola çıkınca Zülhuleyfe`de bugün Âbâr-ı Alî denilen yerde ihrama girerler.

Dışarıdan hac veya umre için gelen kimse mikatı ihramsız geçerse ya bir ceza kurbanı keser veya geri dönüp mikat yerinde ihrama girer. Mekke`ye girme niyeti olmaksızın mikatı ihramsız geçene birşey lâzım gelmez

TAVAF NEDİR-NASIL YAPILIR

Sözlük anlamıyla bir şeyin etrafında dönmek veya dolaşmak anlamlarına gelen tavaf; Hacer-i Esved’in hizasından başlayarak Kabe-i Muazzama’nın (sol tarafımıza alınması suretiyle) etrafında yedi defa dönmektir. Kabe’nin etrafındaki her bir dönüşe şavt denir. Yedi (7) şavt toplamda bir tavaf eder.

Hükümleri itibarı ile; farz, vacip, sünnet ve nafile olmak üzere toplamda yedi (7) çeşit tavaf vardır. Bu tavaflar şu şekildedir: “kudüm tavafı, ziyaret tavafı, veda tavafı, umre tavafı, nezir tavafı, nafile tavafı ve tahiyyetü’l mescid tavafı”

TAVAFIN GECERLİ OLMASININ ŞARTLARI

a- Niyet


Tavaf ibadetinin geçerli olabilmesi için niyet etmek şarttır. Niyetsiz yapılan tavaf geçerli olarak kabul edilmez. Yalnızca şafii mezhebine göre “ziyaret” ve “kudüm” tavafı için niyet şart değildir. Çünkü şafiiler hacca niyet ederken bu tavaflara da niyet etmiş olur. Ancak bu ikisinin dışındaki diğer tavaflar için niyet etmek şarttır.

Tavaf yapacak kimsenin niyetini Hacer-i Esved hizasını geçmeden yapması gerekir. Tavaf yapmak isteyen kimse Hacer-i Esved hizasını geçtikten sonra niyet ederse, şavtı geçerli olmaz. Bundan sonra yapacağı şavt, ilk şavtı olur.

b- Tavafın türleri -Belirlenen Vakitte Yapılması



Kudüm tavafı;
hac ihramına girildikten sonra ve Arafat vakfesinden önce yapılır.

Umre tavafı; ihrama girildikten sonra yapılır.

Ziyaret tavafı: Arafat vakfesinden sonra Kurban Bayramı’nın birinci günü fecr-i sadığın doğuşundan sonra yapılır.

Veda tavafı; hac menasikinin tamamlanmasından sonra yapılır.



c- Tavafı Harem-i şerif’in İçerisinde ve Kabe-i Muazzama’nın Çevresinde Yapmak

Tavafın geçerli olabilmesi için Harem-i şerif’in içerisinde ve Kabe’nin etrafında dönülerek yapılması gerekir.

d- Tavafın En Az Dört şavtını Tamamlamak

Tavafın ilk dört şavtı farzdır. Tavafı yedi şavta tamamlamak ise vaciptir. Dört şavtı tamamlayan kimsenin tavafı geçerli olur ancak cezaya uğramamak için tavafın yedi şavta tamamlanması gerekir. .

TAVAFIN VACİBLERİ

a- Tavafı Abdestli Yapmak


Tavafı yapan kişinin abdestli olması gerekir. Tavaf esnasında abdesti bozulan kişi, tavafı bırakıp abdest tazeleyerek kaldığı şavttan devam edebilir.

b- Tavafı Avret Mahalli Kapalı Olarak Yapmak

Tavaf esnasında kadın ve erkeklerin avret yerlerini kapalı (örtülü) tutmaları gerekir.

c- Teyamün

Teyamün, sağından başlamak (yapmak) demektir. Tavaf, Kabe’nin sağından, yani sol omuz Kabe’ye dönük olarak yapılmalıdır.

d- Tavafın İlk şavtına Hacer-i Esved’in Hizasını Geçmeden Başlamak Gerekir

Tavafın ilk şavtına Hacer-i Esved’in hizasını geçmeden başlamak gerekir.





e- Tavafı Yürüyerek Yapmak


Gücü yetenlerin tavafı yürüyerek yapmaları gerekir. Sağlıklı olduğu halde, yahut dinen geçerli bir mazereti bulunmadığı halde tekerlekli sandalye vb. araçlarla yapılan tavaf geçerli olmaz.



f- Tavafı Hatim’in Dışından Yapmak


Tavaf, Hatim-in dışından yapılmalıdır. Hatim alanının içinden yapılan tavaf geçerli kabul edilmez. Çünkü Hatim bölgesi Kabe’nin içinden sayılır.

g- Tavafı Yedi şavta Tamamlamak

Tavafın; ilk dört şavtı farz, yedi şavta tamamlanması ise vaciptir.

h- Tavaf Namazı Kılmak

Tavafın ardından iki rekat tavaf namazı kılınmalıdır. Kılınan namazın ardından yapılacak duada Allah’a yakarmak ve Yüce Allah’tan af ve mağfiret dilemek önerilir.

SAY NEDİR NASIL YAPILIR

“Sa’y” kelimesi; koşmak, hızlı yürümek anlamına gelmektedir. Hac ve umrede Kâbe’nin doğu tarafındaki “Safa” tepesinden başlayarak “Merve” ye dört gidiş, Merve’den Safa’ya üç dönüş olmak üzere bu iki tepe arasındaki gidiş-gelişe denir.

Safa’dan Merve’ye her bir gidişe ve Merve’den Safa’ya her bir dönüşe “şavt” denir. Safa ile Merve arasındaki yaklaşık 400 metre uzunluğundaki yürüme alanına “Mes’a” denir.

Sa’y yapmak vaciptir. Sa’yin aslı, Hz. Hacer’in henüz kendisini emmekte olan oğlu Hz. ısmail için su ararken bu iki tepe arasında ko Yeşil ışıklı direklerin arasında, erkekler koşar adımlarla yürürler. Buna “Hervele” denir. Yeşil direkler arasında her gidiş ve gelişte: “Rabbim! Günahlarımızı bağışla. Bize merhamet et. Bize ikram et. Bizim bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün kusurlarımızı biliyorsun, bunları affet. çünkü Sen mutlak güç, kerem ve ihsan sahibi olansın.” diye dua edilmesi güzel olur. Merve’ye varınca bir şavt tamamlanmış olur.şması hatırasına dayanmaktadır.

Bu şekilde tam olarak 7 tur yapılır. Say esnasında dua kitaplarında hazırlanmış olan Say duaları okunabileceği gibi arzu edilen şekilde de dua edilebilir. Yedinci turda Merve tepesine gelindiğinde sa’y biter. Say bitince tıraş olunup, ihramdan çıkılır.

SAY CEZALARI

Sa’yin geçerli olması için muteber bir tavaftan sonra yapılması gerekir, aksi takdirde sa’y geçerli olmaz, yeniden yapılması gerekir.

Mazeretsiz olarak sa’yi veya şavtlarının yarıdan çoğunu terk etmek veya gücü yettiği halde sa’yi yürüyerek yapmamak dem gerektirir.

Yürüyemeyecek kadar hasta olmak, kötürüm ve felçli olmak gibi bir mazeret sebebiyle terk edilmesi halinde her hangi bir ceza gerekmez. Sa’yin şavtlarından üç veya daha azının terk edilmesi halinde her bir şavt için bir sadaka-i fıtır gerekir.

Sa’yin şavtlarında Safa ile Merve arasınındaki mesafenin tamamen yürünmeyip eksik bırakılması halinde bütün şavtlar için yürünen mesafe dört şavtı tamamlıyorsa sa’y geçerlidir. Ancak eksik bırakılan her şavt için bir sadaka-i fıtır gerekir.(Abdülğanî el-Mekkî, s. 394.)

Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre sa’y, haccın bir rüknüdür. Terk edilmesi halinde hac geçerli olmaz. Her hangi bir cezası ile telafisi de mümkün değildir. Mutlaka yapılması gerekir.

HAC İHRAMI NEDİR

Hac yolcusu, Zilhicce’nin 8. günü hac için tekrar ihram elbiselerini giyer ve ihram namazını kılar. “Allah’ım ben hac yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaştır, benden kabul eyle” diyerek niyet eder.

Ardından:
“Lebbeyk allahümme lebbeyk. Lebbeyke la şerike leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-nimete leke ve’l-mülk la şerike lek” diyerek telbiye getirir.

Böylece hac ihramına girilmiş ve ihram yasakları yeniden hac yolcusu için başlamış olur. O gün ihramlı olarak Mina’ya gidilir. Gün; Mina’da ibadetlerle sürdürülür. Arafe günü sabahındaysa Arafat’a geçilir.











ARAFAT VAKFESİ


Arafat vakfesi ham olan tüm duyguların terkedildiği ve gönül dünyasının piştiği bir yerdir. Burada arzu ettiği saadeti arayan müminler (hac yolcuları) Arafat’ın manevi atmosferi ile pişmekte ve ham olandan kurtulabilmek için dünyevi hislerinden, arzularından ve eksikliklerinden vazgeçmektedir. Çünkü Arafat kavuşmanın, yakarışın, bekleyişin, sabrın, idrak edişin ve vazgeçişin kaynağıdır”¦

Hac yolcuları, Zilhicce’nin 9. Günü olan Arefe gününde, öğleden önce Arafat’ta toplanır. Dünyanın dört bir yanından gelen; renkleri, ırkları ve dilleri farklı ancak duygu ve hissiyatları aynı milyonlarca insan mahşeri andıran bir görüntüyle yan yanadır.

Burada öğle ve ikindi namazları birleştirilerek öğle vaktinde cem-i takdim’le kılınır. Namazdan sonra ayakta, kıbleye karşı dönülerek vakfe duası yapılır. Bu şekilde haccın en büyük rüknü olan ve Efendimiz Aleyhisselam’ın “Hac Arafat’tır” buyurduğu Arafat vakfesi yerine getirilmiş olur.

Arafat’ta vakfe yapmak çok kıymetlidir. Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Allah, Arafat ehlini, semanın meleklerine över. Şöyle der: Benim şu kullarıma bakınız, onlar saçları dağınık, toza toprağa bulanmış bir halde bana gelmişler.” (İbn Hıbban)

Vakfe’den sonra artık gün ibadet ve tefekkürle geçirilir. Güneş batınca, akşam namazını kılmadan Müzdelife’ye hareket edili

MÜZDELİFE VAKFESİ

Müzdelife, Arafat ile Mina arasında Harem sınırları içindeki bir bölgenin adıdır. Hac yolcuları, bayram gecesini burada geçirmekte, yatsı vaktinde; akşam ve yatsı namazları birleştirilerek Cem-i Te’hir’le kılınmaktadır. Burada; şeytan taşlamak için nohut büyüklüğünde taşlar toplanır. Sabah namazı erkenden kılınır ve ayakta kıbleye karşı dönülerek vakfe duası yapılır.

“Arafat’tan geri döndüğünüz zaman Meşar-ı Haram’da yani Müzdelife’de Allah’ı zikredin; O sizi hidayete erdirdiği gibi O’nu zikredin.”(Bakara, 198) ayetine uyularak Müzdelife vakfesi gerçekleştirilir. Duanın ardından yaya olarak Mina’ya hareket edilir ve yol boyunca telbiye getirilir.



MİNADA ŞEYTAN TAŞLAMA

Hacda şeytan taşlamak farz mıdır?


Hanefi mezhebine göre haccın farzları bir şart ve iki rükundan ibarettir. Bunlardan ihrama girmek haccın şartı, “Arafatta vakfe yapmak” ve “ Kabe’yi tavaf etmek” ise haccın rükünleridir. Yani şeytan taşlamak haccın farzlarından değil vaciplerindendir. Vacip oluşu Peygamberimiz (s.a.v.) in fiili sünneti ve icma (Hz. Peygamber (s.a.v.)'in vefatından sonra herhangi bir devirde alimlerin, dinî bir meselenin hükmü hakkında ittifak etmeleri) ile sabittir. Bu nedenle şeytana hiç taş atmayan ya da atılması gereken taşların yarısından fazlasını atmayan kişilerin ceza olarak keçi veya koyun kesmesi gerekir.

Hacda şeytan taşlama, haccın farzlarından olan Arafat da vakfeden sonra, kurban bayramın birinci günü şeytan taşlama başlar ve ikinci, üçüncü günleri devam eder. Arafattan dönüş yorgunluğu, uykusuzluk, izdiham ve sıcaktan dolayı şeytan taşlama çok sabır gerektiren bir iştir.

Hacda şeytan taşlama

Hacı adayları tarafından hacda şeytan taşlama nerede yapılır diye merak edilir. Şeytan taşlamanın yapıldığı bölgenin adı Mina’dır. Mina’da üç adet şeytan taşlama yeri vardır. Mina’dan Mekke’ye doğru geliş yönünde sırasıyla; Cemre-i Sağir ( küçük şeytan), Cemre-i Vusta (orta şeytan), Cemre-i Kübra (büyük şeytan) olarak isimlendirilirler. Bunların hepsine birden şeytanlar anlamında Cemarat denir. Buradaki otobüs duraklarının olduğu yerde cemarat olarak bilinir. Yani Hacda şeytan taşlama Cemarat denilen yerde yapılır.

Hacda şeytan taşlama ne zaman yapılır

Hacda şeytan taşlama sırasında atılan taşlara ve bu taşların atıldığı yerlere Cemre denir. Cemrelerden Mina-Mekke yönündeki ilkine küçük veya birinci cemre (el-cemretü’s-suğrâ, el-cemretü’l-ûlâ), ikincisine orta cemre (el-cemretü’l-vüstâ), üçüncüsüne de büyük cemre veya Akabe cemresi (el-cemretü’l-kübrâ, cemretü’l-Akabe) adı verilir.Hacda şeytan taşlama, bayramın birinci günü tan yerinin ağarmasından itibaren başlar ertesi gün aynı vakte kadar devam eder. Ancak yapılan uygulamada hacılar arefe günü Arafattan inerken akşam ve yatsı namazını birleştirip yatsının vaktinde Müzdelifede kıldıktan sonra ilerleyen saatlerde Mina’ya doğru hareket ederler. Gece saat on ikiyi geçip yeni gün başlayınca Cemerata vardıklarında büyük şeytana yedi taş atarlar. Bayramın 2. ve 3. günlerinde ise şeytan taşlama vakti öğleden sonra başlayıp ertesi gün tan yerinin ağarmasına kadardır. Bu günlerde öğleden önce taşlanması caiz değildir. Bayramın 2. ve 3. günü sırasıyla küçük, orta ve büyük şeytana 7’şer taş atılır. Minada gecelemeyenler bayramın 4. günü şeytan taşlama yapmazlar. Böylece Hacda şeytan taşlama görevi bitirilir.

Hacda şeytan taşlamada kaç taş atılır

Hacda şeytan taşlama yapılırken kaç taş atılmalı diyenler çok fazla.Yani cevabı merek edilen sorulardan biridir. Minada gecelemeyenler bayramın 1. günü yedi 2. ve 3.günü 21 olmak üzere toplam 49 taş atarlar. Minada geceleyenler ise 4. günü 21 taş daha atarlar. Toplamda yetmiş taş atmış olurlar.

Hacda şeytan taşlama nasıl yapılır?

Taşları havuza üç beş metre mesafeden, tek tek ve fırlatarak atmak gerekir. Yedi taşı bir defada atmak caiz değildir. Taşların şeytanın en fazla bir buçuk metre uzağına düşmesi gerekir. Aksi takdirde daha uzağa düşen taşlar atılmış sayılmaz. Yedi taşı peş peşe atmak gerekir. Gücü yeten kişi bizzat kendisi taşlama yapmalıdır. Gücü yetmeyen kişi vekil tayin edebilir.

Hacda şeytan taşlama; haksızlıkları, zülmü ve zorbalığı protosta etmek anlamına gelir. Şeytanı taşlayan hacı, bu hareketiyle şeytanın yoluna uyanlara, şeytana, kötülüklere karşı çıkmış olur. Kendisinin de bundan böyle asla şeytana uymayacağına dair kendine bir nevi söz vermiş olur. Şeytannın insanı saptırma planları, eylemleri her zaman geçerli ve söz konusudur onun için şeytan taşlamak bir çeşit karşı durma, bir çeşit eylemdir.

Bayramın ilk günü sadece büyük şeytan taşlanır. Küçük ve orta şeytan taşlanmaz. Aynı gün Mina’da kurbanlar kesilir ve saçlar tıraş edilerek veya kısaltılarak ihramdan çıkılır. Böylece eş ile yakınlaşma dışındaki bütün ihram yasakları ortadan kalkar. Buna birinci tehallül denir.



ZİYARET TAVAFI

Bayramın birinci günü Kabe’ye gidilir, ziyaret tavafı yani farz olan tavaf yapılır. Bu tavaf, bayramın ikinci veya üçüncü günü de yapılabilir. Özel gününde olan bayanlar temizlendikten sonra tavaflarını yapmalıdır. Ziyaret tavafından sonra eş ile yakınlaşma dahil bütün ihram yasakları ortadan kalkar. Buna ikinci tehallül denir. Bu tavaftan sonra haccın say’ı yapılır.

VEDA TAVAFI

Hac yolcusu, Mekke’de kaldığı günlerini; tavaf, umre, namaz, Kur’an, oruç ve zikirle geçirir. Mekke’den ayrılmadan önce veda tavafı yapar ve artık emin beldeden ayrılma vaktidir. Tavafla başlayan Mekke günleri yine tavafla sonlanır. Bu tavaf bir anlamda izin almak, müsaade istemektir. Beden ayrılsa dahi akıl ve gönül Mekke-i Mükerreme’de kalır, tekrar kavuşmak ümidi ve gözyaşlarıyla Kabe-i Muazzama’ya veda edilir.

İHRAM YASAKLARI NELERDİR?


1-Tırnak kesmek.Saç veya sakal tıraşı olmak.Vücudun herhangi bir yerindeki kılları koparmak veya kesmek.Saç sakal ve bıyıkları yağlamak, boyamak, saçlara biryantin veya jöle sürmek.Kadınların oje veya ruj kullanmaları.Cinsel ilişkiye girmek ve cinsel ilişkiye götüren her türlü davranışta bulunmak.Şehevi duyguları tahrik edici şeyleri konuşmak.

2-Vücuda veya ihram örtüsüne koku sürmek ve parfüm kullanmak.Elbise giymek, başı ve yüzü örtmek.Eldiven giymek.Corap ve ayakkabı giymek.(erkekler icin)Kadınlar normal giysilerini çıkarmazlar. Ancak ihram süresince yüzlerini açık bulundururlar.


3-Harem denilen bölgenin (Mekke ve çevresinin) bitkilerini kesmek, koparmak.(Harem bölgesinin bitkilerini kesmek, koparmak ihramsız olanlar için de yasaktır.)Başkalarına zarar vermek, kavga etmek, sövmek, kötü söz ve davranışlarda bulunmak.

İhramlı için şunlar yasak değildir:İhramlının yıkanması, kokusuz sabun kullanmasıDiş fırçalaması, diş çektirmesiKırılan tırnağı ve zarar veren bir kılı koparmasıKan aldırması, iğne yaptırması, yara üzerine sargı sardırmasıKol saati, yüzük ve bilezik takmasıKemer kullanması, omuza çanta asması, yüzü ve başı örtmeden üzerine battaniye, pike ve benzeri şeyler almasıPalto ve benzeri giysileri giymeksizin omuza alması yasak değildir.

HACCA İLİŞKİN KUSURLAR VE CEZALARI


Hac esnasında ihram yasaklarına uymamak, vaciplerden birini terk etmek, ya da ertelemek veya Harem Bölgesinde yapılmaması gereken bazı fiilleri yapmak gibi kusur ve eksiklikler, bir takım cezaları gerektirir.Bu cezalar, haccın kaza edilmesi, deve veya sığır (bedene) kesilmesi; koyun veya keçi (dem) kesilmesi; sadaka, bedel ödeme ve oruç tutmaktır.Şimdi bu cezaları gerektiren kusur ve eksiklikleri, tutum ve davranışları kısaca belirtelim.

Haccın Bozulmasına Neden Olan Kusurlar
Haccın bozulmasına Yol açan bir kusur işleyen kimsenin, bozulan bu haccını yarım bırakmayıp tamamlaması, bunun yerine, gelecek yıllarda bu haccını kaza etmesi ve işlediği bu fiilden dolayı da bir koyun veya keçi (dem) kurban etmesi gerekir.









Hacca İlişkin Kusurlar Eksiklikler Ve Cezalar



1-Umre için ihrama girdikten sonra, umre tavafını yapmadan cinsel ilişkide bulunan kimsenin umresi bozulmuş olur.Bu kimsenin, bozulan bu umreyi bırakmayıp tamamlaması, daha sonra bunu kaza etmesi ve işlediği suçtan dolayı da yine bir koyun veya keçi (dem) kesmesi gerekir.
2-Arafat Vakfesinden sonra, henüz tıraş olup ihramdan çıkmadan (ilk tehallülden) önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin, ceza olarak bir deve ya da sığır (bedene) kesmesi gerekir.

Tahallül Nedir?Sözlükte "haram iken helâl olmak" anlamına gelen "tehallül", ihram yasaklarının sona ermesi, ihram'dan çıkma demektir.İki tehallül vardır Kurban bayramının birinci günü tıraş olduktan sonra birinci tehallül gerçekleşir.Bu durumda cinsel ilişki dışında bütün ihram yasakları sona ererZiyaret tavafından sonra ikinci tehallül gerçekleşir Bununla cinsel ilişki yasağı da kalkar

4-İhramlı iken saçın veya sakalın dörtte birini ya da başka bir uzvun tamamını tıraş eden kimsenin ceza olarak bir koyun ya da bir keçi (dem) kesmesi gerekir.
5-Bir defada, aynı anda ve aynı yerde bütün tırnakları veya bir elin ya da bir ayağın tırnaklarının tamamını kesenElbise olarak dikilmiş giysileri on iki saat boyunca veya daha fazla giyenBaşı ve yüzü örten ayakkabı giyenBir defada, aynı anda ve aynı yerde en az bir uzvun tamamına koku, yağ, jöle ve biryantin sürenKına yakan; saç ve sakal boyayan kimsenin ceza olarak bir koyun ya da bir keçi (dem) kesmesi gerekir.
6-Mikat sınırını ihramsız geçenSa’yi terk eden ya da hiçbir mazeret yokken sa’yi yürüyerek yapmayanMüzdelife vakfesini özürsüz olarak terk edenŞeytan’a hiç taş atmayan veya bir günde atılması gereken taşların yarıdan fazlasını süresi içinde atmayan kimsenin, ceza olarak koyun veya keçi (dem) kesmesi gerekir.
7-Farz ve vacip tavaflarda setr-i avrete uymayanZiyaret veya Umre tavafının son üç şavtını ya da sadece birini yapmayanVeda tavafı yapmayanZiyaret ve Umre tavafını abdestsiz Umre Veda ve Kudüm tavaflarını cünüp halde yapanArefe günü Arafat’tan güneş batmadan önce ayrılan kimsenin, ceza olarak koyun veya keçi (dem) kesmesi gerekir.
8-İhramlı bir kimsenin 12 saatten daha az bir süre herhangi bir giysi ve ayakkabı giymesiSaç ve sakalın dörtte birinden az kısmını tıraş etmesiBir elin veya bir ayağın tırnaklarının bir kısmını ya da ayrı ayrı yer ve zamanlarda tamamını kesmesiihramlı ya da ihramsız birini tıraş etmesi... ceza olarak fıtır sadakası kadar sadaka vermeyi gerektirir.İhramdan çıkma aşamasına gelmiş olan ihramlıların başkalarını tıraş etmelerinden dolayı herhangi bir şey gerekmez.
9-Veda tavafının abdestsiz halde yapılması; Veda tavafı ile Sa’yin son üç şavtının yapılmaması ya da eksik yapılması ve bu şavtların mazeret yokken yürüyerek yapılmamasıŞeytan taşlamada, bir günde atılması gereken taşların yarıdan çoğu atıldıktan sonra geriye kalanların atılmaması, ya da eksik atılması gibi eksikliklerden dolayı fıtır sadakası miktarı sadaka vermek gerekir.

10-İhramlı iken, karada yaşayan av hayvanlarını avlayan, yaralayan; onların tüylerini koparan, yumurtalarını kıran; avlayanlara yardımcı olan kimse ceza olarak bedel öder.Bedel, av hayvanının kıymeti takdir edilerek tesbit edilir.Harem Bölgesinin avının avlanması, kendiliğinden biten her türlü ağaç, bitki ve otların kesilmesi ya da koparılması, ihramlı olsun veya olmasın herkese haramdır. Bu sebeple Harem Bölgesinin ağaç ve bitkilerini kesip koparan kimsenin, bunların bedelini takdir ederek fakirlere vermesi gerekir.

Özür Sebebiyle İhram Yasaklarına Uymamak
Hastalık, kaza geçirme ve benzeri elde olmayan sebeplerle ihram yasaklarına uyamayan kimse, ceza ödeme konusunda muhayyerdir. Bu durumda olan kişi:a) İstediği yer ve zamanda peş peşe veya aralıklı olarak üç gün oruç tutar.b) Veya altı yoksula fıtır sadakası miktarı sadaka verir.c) Yahut Harem Bölgesinde istediği zaman bir koyun ya da keçi (dem) keser.

Cezaların Ödeme Zamanı Ve Yeri
Hac esnasında yukarıda belirtilen kusur ve eksikliklerden doğan cezaları ödemek için belirli bir zaman yoktur.Ömrün sonuna kadar her zaman ödenebilir. Ancak cezaları bir an önce ödeyerek sorumluluktan kurtulmak daha iyidir.Söz konusu cezalardan, kurbanların mutlaka Harem Bölgesinde kesilmesi gerekir. Etleri ise Harem Bölgesi fakirlerine verilebileceği gibi, Harem Bölgesi dışındaki fakirlere de gönderilebilir.
Sadaka, bedelini ödeme ve oruç cezalarının ödenmesi için belli bir yer yoktur. İstenilen her yerde bunlar ödenebilir.Hac yaparken işlenen suç, kusur ve eksikliklerden dolayı gereken cezalar konusunda Din Görevlilerine veya fetva hey’etine başvurulması uygun olur.

HAC VE UMRE İLE İLGİLİ TERİMLER

Afak:
Mikat sınırları dışında kalan bölgelere denir.

Arafat: Mekke’nin 25 km. güneydoğusunda bulunan alanın adıdır. Haccın asli rüknü olan vakfenin yapıldığı yerdir.

Arefe Günü: Zilhicce ayının 9. günüdür. Arafat vakfesi bugün yapılır.

Bedel: Dinin kabul ettiği bir mazeret sebebiyle hac veya umre ibadetini bizzat yapamayan kimsenin yerine yapan kimseye verilen isimdir.

Bedene: Sözlükte büyük baş hayvan anlamındadır.

Dem: Hac veya umre esnasında ibadet maksadıyla kurban kesilmesi anlamına geldiği gibi bir vacibin terkedilmesi, geciktirilmesi veya ihlal edilmesi sonucunda ceza olarak kurbanlık kesilmesi anlamına gelmektedir.

Eyyam-I Mina:Mina günleri demektir. Zilhicce ayının 10, 11 ve 12. günleridir. Bu günlerde hacılar Mina'da bulunurlar ve şeytan taşlama görevini yaparlar

Eyyam-ı Teşrîk: Teşrik günleri demektir. Zilhiccenin 9-10-11-12-13. günleridir. Bu günlerde teşrik tekbirleri alınır.

Fidye: İbadette yapılan kusur ve noksanların tamamlanması için ödenen cezalara "fidye" denir.

Hac: Mekke’de bulunan Kabe, Arafat, Müzdelife ve Mina’da belli dini görevleri belirlenmiş zaman içinde yerine getirerek yapılan ibadetin adıdır.

Hacer-ül Esved: Siyah taş demektir. Cennetten gelen bir taş olduğuna dair rivayetler vardır. Tavaf Hacer-ül Esved hizasından başlanır.

Harem Bölgesi: Mekke’de dokunulmazlık bölgesidir. Zararlı hayvanlar dışında bu bölgede hayvanların öldürülmesi ve bitkilerin koparılması yasaklanmıştır.

Hil Bölgesi: Mekke’nin Harem bölgesinin dışında kalan ve mikat sınırlarına kadar uzanan bölgenin ismidir.

Halk ve taksir:"Halk", saçların dipten tıraş edilmesi; "taksîr" ise saçların kısaltılması, demektir.

Hatim: Rüknülıraki ve Rüknüşşami arasında bulunan Kabe’nin kuzey duvarının ön tarafında yarım daire bir duvarla çevrilmiş alandır. Kabe’nin içinden sayılmakla birlikte tavafın bu alanın dışından yapılması gerekir.

Hedy: Hac ve umre esnasında Harem sınırları içinde kesilen kurbanlık hayvanlara denir.

Hervele: Say sırasında iki yeşil ışık ile belirlenmiş alanda koşar adımla ve çalımlı yürümeye denir.

İfrad Haccı: Hac aylarında ihrama girerken sadece hacca niyet edilerek yapılan hac ibadetine denir.

İhram: Yasaklama anlamına gelen ihram; bir kimsenin normal zamanlarda kendisine helal olan bazı davranış ve nimetleri, mikat sınırlarına girmeden kendisine yasaklaması demektir.

İhsar: Engellemek veya alıkoymak anlamlarına gelir. Hac veya umre ibadetlerinin tamamlanmasını engelleyen durumları ifade eder.

İstilam: Selamlamak demektir. Tavaf sırasında Hacer-ül Esved’in selamlanması anlamında kullanılan terimdir.

Iztıba: Ardından say yapılacak olan tavafta erkeklerin omuzlarında bulunan ve rida ismini taşıyan elbisenin bir ucunu sağ koltuk altından geçirip sol omuz üstüne atmaktır. Bu durumda sağ kol ve sağ omuz açıkta kalır. Ardından say yapılmayacak olan tavaflarda ıztıba yapılmaz.

Kabe: Müslümanların kıblesi Kabe, Mekke-i Mükerreme’de Harem-i şerif’in içerisinde yer almaktadır. Kabe’nin; doğu köşesine, Rüknühacerülesved, güney köşesine Rüknülyemani, batı köşesine Rüknüşşami ve kuzey köşesine Rüknüıraki isimleri verilmiştir.

Kıble: Yön ve taraf anlamlarına gelmektedir. Müslümanların namazda yöneldikleri Kabe yönünü ifade eder.

Kıran Haccı: Aynı hac mevsiminde umre ve hacca birlikte niyet ederek girilen ihramla birlikte tamamlanan haccın ismidir.

Kudüm Tavafı: İfrad haccı yapanların Mekke’ye vardıklarında yaptıkları ilk tavaf ile kıran haccı yapanların umreden sonra yaptıkları ilk tavafın adıdır.

Kurban: Belirli şartları taşıyan hayvanı, ibadet maksadıyla usulüne uygun olarak kesmektir.

Makam-ı İbrahim: Hz. İbrahim’in Kabe’yi inşa ederken iskele olarak kullandığı ve halkı hacca davet ederken üzerine çıktığı taşın adı ve bulunduğu yerdir. Bu yer Kabe’nin kapısının bulunduğu duvarın önünde, cam bir fanusun içerisindedir.

Menasik: Hacda veya umrede yerine getirilmesi gereken ibadetler, kurban kesmek ve kurban kesilen yer için kullanılan terimdir.

Mes’a: Safa ile Merve arasında sa’y yapılan yerdir.

Mescid-i Haram: Mekke şehrinde Kabe’nin bulunduğu büyük mescittir.

Mescid-i Nemire: Arafat meydanının Müzdelife yönünde bulunan Urene vadisindeki mescidin adıdır.

Meş’ar-i Haram: Müzdelife bölgesinde Kuzeh isminde bir tepecik vardır. Bu tepeciğin etrafına verilen isimdir.

Metaf: Tavaf edilen yere verilen addır.

Mikat: Hac ve umre yapmak isteyenlerin, ihrama girmeden önce geçemeyecekleri sınırlardır.

Mina: Mekke’de Arafat istikametine giderken, Mekke ile Müzdelife arasında kalan bölgenin adıdır. Hac döneminde şeytan taşlama ve kurban kesme burada yapılır.

Altınoluk (Mizab-ı Kabe): Kabe’nin oluğu demektir. Kabe’nin damında biriken suları tahliye etmek için Hatim’in bulunduğu taraftaki duvarın üstüne yerleştirilmiş olan oluğun adıdır.

Muhrim: İhrama giren kimseye denir.

Mültezem: Hacer-ül Esved’in bulunduğu köşe ile Kabe kapısı arasında kalan kısıma denir.

Müzdelife: Mekke’de Mina ile Arafat arasında bulunan ve Harem sınırları içinde yer alan bölgenin ismidir. Hac döneminde Müzdelife vakfesinin yapıldığı yerdir.

Ravza-i Mutahhara: Temiz bahçe demektir. Medine’de Mescid-i Nebevi’de Resul-i Ekrem Efendimiz’in (s.a.v) kabr-i şerifi ile minberi arasındaki bölümün ismidir. Hz. Peygamber (s.a.v) burası için şöyle buyurmuştur: “Evimle minberim arası, cennet bahçelerinden bir bahçedir.” (Buhari, Faalü’s-salat, 6)

Remel: Süratle gitmek anlamına gelen Remel, tavaf yaparken kısa adımlarla koşmak ve çalımlı bir şekilde yürümek demektir.

Rida: İhrama girerken erkeklerin omuzdan bele kadar sarındıkları beze denir.

İzar: İhrama girerken erkeklerin belden aşağıya sarındıkları beze denir.

Safa ve Merve Tepeleri: Kabe’nin doğusunda bulunan iki tepenin ismidir. Say ibadeti bu iki tepe arasında yapılır.

Tahallül: Haram iken helal hale gelmek demektir. Hac veya umre yapan kimse için ihram yasaklarının sona ermesi, yani ihramdan çıkması anlamına gelir. Hac yapanlar için iki tahallül vardır. Kurban Bayramı’nın birinci günü tıraş olduktan sonra birinci tahallül gerçekleşir. Bu durumda eş ile yakınlaşma dışında bütün ihram yasakları sona erer. Ziyaret tavafı yapıldıktan sonra da ikinci tahallül gerçekleşir. Bu tahallül ile eş ile yakınlaşma yasağı da kalkar. Umre yapanlar için tek tahallül vardır. Umre ihramından çıkan kimse için bütün yasaklar sona erer.

Taksir: İhramdan çıkacak kimsenin saçlarını kısaltması anlamına gelir.

Tehlil: “Allah’tan başka ilah yoktur.” anlamına gelen “La ilahe illallah” cümlesinin söylenmesine denir.

Tekbir: “En büyük sadece Allah’tır.” anlamına gelen “Allahüekber” diyerek Allah’ın büyüklüğüne dile getirmeye denir.

Teşrik Tekbiri: Arefe günü sabah namazından sonra başlayıp her farz namazdan sonra ve en son Kurban Bayramı’nın dördüncü günü ikindi namazından sonra söylenen tekbir cümlelerine teşrik tekbirleri denir.

Temettü: Bir hac döneminde önce umre yapıp onun ihramından çıkarak ihramlıya yasak olan şeylerden yararlanma ve sonra hac için tekrar ihrama girip haccı tamamlama şeklinde yapılan hac türüdür.

Terviye Günü: Zilhicce ayının sekinci günüdür. Başka bir ifade ile arefe gününden bir önceki gündür.

Udhiyye: Kurban Bayramı günlerinde ibadet maksadıyla kesilen kurban demektir.

Umre: Ziyaret etmek anlamına gelir. Hac zamanı dışında belirli bir vakte bağlı olmaksızın ihrama girdikten sonra tavaf ve sa’y ardından tıraş olup ihramdan çıkılması ile yapılan ibadete verilen isimdir.

Vakfe: Bir yerde bir süre kalmak demektir. Hac için ihrama giren bir Müslüman’ın Zilhicce ayının 9. günü öğleden sonra Arafat’ta ve akşam güneşi battıktan sonra o gece de Müzdelife’de bir müddet beklemesidir.

Zemzem: Kabe’nin doğu kısmında yerden çıkan ve vaktiyle yüce Mevla’nın Hz. Hacer ve oğlu Hz. İsmail’e (a.s) ihsan ettiği suyun ismine denir.









KANDİL GECELERİ




MevlitKandili:Peygamberimizin doğduğu gecenin yıl dönümleri Mevlit Kandili olarak kutlanır Peygamberimiz hicri takvime göre 12 Rebiülevvel’de doğmuştur Bugün kullandığımız miladi takvime göre Peygamberimizin doğum tarihi 20 Nisan 571’dir



RegaipKandili:Üç ayların girişinde, yani Recep ayının ilk Cuma gecesi,



MiraçKandili:Miraç Kandili, Recep ayının 27 gecesi kutlanır



BeratKandili: Üç ayların ikincisi olan Şaban ayının 15 gecesi kutlanır

Kadir gecesi: Ramazan ayının 27. gecesi



Ramazan Bayramı Şevval ayının ilk üç günü Hicret'in ikinci yılından sonra kutlanmaya başlandı



Kurban Bayramı Zilhicce ayının onuncu, on birinci ve on ikinci günlerine 'Eyyâm-ı nahr' (Kesme günleri

Hz. Muhammed'in Katıldığı Savaşlar;

Bedir Savaşı:
624 yılında yapılmıştır.Bedir Savaşı hicretin 2. senesinin Ramazan ayında meydana geldi. Bu savaş Hz. Muhammed2in yüksek bir askeri başarısı olarak kalmamış, Müslümanlığın dünya yüzündeki hayatiyetini sağlamıştır. Bunun için İslam tarihinde bu savaş '' Bedr-i Kübra''(Büyük Bedir) olarak adlandırılmıştır.

Uhud Savaşı: (625) Müşriklerin Öç Alma Duygusu; Uhud savaşının başında Müslümanlar galip iken Hz. Muhammed'in yerleştirdiği okçuların yerlerinden ayrılması ile savaş Müslüman ordusunun aleyhine dönmüştü. Okcuların Peygamber Efendimizin talimatına uymaması nedeni ile savaş yenilgi ile sonuçlanmıştır.

Hendek Savaşı (H.5. Yılı, 627 Şubat Ayı): Mekke'nin etrafı hendek kazılarak müdafaa şekli uygun görüldü.Mekke'li Müşrikler bu hendekleri aşamadı ve hiçbir iş göremeden bozguna uğradı. O gece korku ve dehşet içinde bir çok yiyecek ve hayvan bırakarak kaçtılar.

Hudeybiye Antlaşması (628):Peygamberimiz hicretin 6. yılında, Kabe-i Muazzama'yı ziyaret etmek üzere 1400 kişiyle birlikte, Mekke'ye doğru gitmek üzere yola çıktılar. Müşrikler durumu haber alınca, Müslümanları Mekke'ye sokmama kararı aldılar. Hudeybiye denilen yerde, uzun uzadıya yapılan görüşmelerden sonra, müminler ve müşrikler arasında on senelik bir anlaşma yapıldı.

Hayber'in Fethi (629):Hayber Suriye yolu üzerinde Yahudilerin oturduğu bir yerdir. Burada 7 tane kale vardı. Medine'den sürülen Yahudilerin bir kısmı burada ikamet ediyordu.Hayber Yahudileri, Medine'ye saldırmak için plan hazırladılar. Peygamberimiz bunlara elçi göndererek antlaşma teklif etti. Yahudiler Peygamberimizin teklifini kabul etmedi ve Müslümanlara hücum etmek için Gatafan Arapları ile gizlice anlaştılar.Yahudiler savaşa başlamadan önce Müslümanlar harekete geçti ve üç gün içinde Hayber'e vardılar. Bir gün sabah erken saatlerde Hayber'e ulaşarak kaleyi kuşattılar.

Mute Savaşı (629):Mute, Suriye'de bir yer olup, Belka denilen vilayete bağlıdır. Rumlar ile yapılan ilk savaş budur. Müslümanlar bu savaştan sonuç alamadan çıkmıştır.

Mekke'nin Fethi (630):Mekke'li müşriklerin Hudeybiye anlaşmasını bozması sonucu Mekke fethi için karar alındı. Mekke kısa bir sürede ele geçirildi ve bölgede Müslümanlık hakim oldu.

Huneyn Savaşı (631):Mekke yakınlarında Hevazin isimli bir kabile vardı. Bunlar, putlara tapan kalabalık bir grup idi. Mekke'deki putların kırılmasından sonra, sıranın kendi putlarına geldiğini düşünerek Müslümanlar ile savaşmaya karar verdiler. Bu savaşı galibi Müslümanlar oldu.

Tebük Seferi (631):Tebük Medine ve Şam arasında bir yerdir. Bizans imparatorluğu, İslam'ın yayılmasına engel olmak için savaş hazırlığına başlamıştı. Hıristiyan olan Araplar da onlarla birlik oldu. Düşman kuvvetlerini dağıtmak üzere peygamber Efendimiz 30.000 kişilik bir ordu ile Medine'den yola çıktı. Düşman savaşmaktan kaçındı ve kalelerine kapandılar. Bu sayede düşman sindirilmiş ve savaştan beklenen netice alınmıştır.









.





ABDESTİN FARZI 4′DÜR

1-
Ellerini ve yüzünü yıkamak.
2-Kollarını dirsekleriyle beraber yıkamak.
3-Başın dörtte birine meshetmek.
4-Ayaklarını küçük topukları ile beraber yıkamak.

GUSLÜN FARZI 3′DÜR

1-
Ağzına dolu dolu su alarak çalkalayıp yıkamak.
2-Burnuna dolu dolu su alarak yıkamak.
3-Bütün vücudunu hiç kuru yer kalmadan yıkamak.

TEYEMMÜN’ÜN FARZI 2′DİR



Teyemmün, suyun bulunamadığı yerde, temiz toprakla yapılan (alınan) abdesttir.

1-Niyet etmek (Şöyle niyet edilir: Niyet ettim Allah rızası için Teyemmüm Abdesti almaya).
2-2 defa ellerini temiz toprağa vurmak, birinci vuruştan sonra yüzlerini ve ikinci vuruştan sonra kollarını meshetmektir

NAMAZIN FARZLARI

Namazın on iki farzı vardır. Namazın farzları, namazın dışındaki farzlar ve namazın içindeki farzlar olarak iki gruba ayrılır. Namazın dışındaki farzlar, namazdan önce ve namaza hazırlık mahiyetinde olduğu için "namazın şartları" (şurûtü's-salât) olarak adlandırılır. Namazın içindeki farzlar ise, namazın varlığı ve tasavvuru kendisine bağlı olduğu, yani bu farzlar namazın mahiyetini oluşturduğu için "namazın rükünleri" (erkânü's-salât) adını alır. Bunlar namazı oluşturan unsurlardır. Namazın farzlarından herhangi birinin eksikliği durumunda namaz sahih olmaz. Buna göre;

a) Namazın Şartları

1. Hadesten tahâret: Abdest veya Gusul almak
2. Necâsetten tahâret: Namaz kılanın bedende, elbisesinde ve namaz kılacağı yerin temiz olması
3. Setr-i avret: Namaz kılarken bedende, örtünmesi gereken yerleri örtmek
4. İstikbâl-i kıble: Namaz kılarken kıbleye yönelmek.
5. Vakit: Namazı vakti içinde kılmak.Vaktinden önce namaz kılmak caiz değildir.
6. Niyet: Kılacağı namaza niyet etmek.

b) Namazın Rükünleri

1. İftitah tekbiri: Namaza tekbirle başlamak.
2. Kıyam: Namazda ayakta durmak.
3. Kıraat: Namazda ayakta iken Kur'an'dan bir miktar okumak.
4. Rükû: Namazda eller dizlere ulaşacak kadar eğilmek.
5. Secde(Sücud): Namazda secde etmek.

6. Ka'de-i ahîre: Namazın sonunda teşehhüt "Ettehiyyatü" okuyacak kadar oturmak.

c)Namazın vacipleri nelerdir​

1- Namaza "Allâh-ü Ekber" sözü ile başlamak.

2- Namazda Fatiha Sûresi ve namaz sûresi okumak.

3- Fatiha ve namaz sûresini, farz namazların ilk iki rekâtında; vitir, sünnet ve nafile namazların her rek'atında okumak.

4- Fatiha sûresini, namaz sûresinden önce okumak.

5- Secdede, alın ile beraber burnu da yere koymak.

6- İki secdeyi birbiri ardınca yapmak.

7- Üç ve dört rek'âtlık namazların ikinci rek'atında ''Ettahiyyatü'' okuyacak kadar oturmak.

8- Birinci ve son oturuşta "Ettahiyyatü" okumak.

9- Birinci oturuşta ''Et-tahiyyatü'' yü okuduktan sonra gecikmeden üçüncü rek'ata kalkmak (Birinci oturuşta gecikme, “Allâhümme salli alâ Muhammedin” cümlesi tamamlanacak kadar olursa, sehiv secdesi yapmak gerekir).

10- Vitir namazında ''gunut duası''nı okumak.

11- Bayram namazlarına mahsus olan fazla tekbirleri almak.

12- Cemaatle kılındığı zaman, sabah, akşam, yatsı, cuma ve bayram namazlarının birinci ve ikinci rek'atlarında, teravih namazı ile Ramazanda teravihten sonra kılınan vitir namazının her rek'atında, imamın Fatiha ve namaz sûresini açıktan okuması. Öğle ve ikindi namazlarında bunları içinden okumak.

13- İmama uyulduğunda bu namazlarda, Fatiha ve namaz sûresini okumayarak susmak.

14- Ta'dili erkan: Yani ayakta iken dosdoğru, rükûda dümdüz olmak (kadınlar biraz meyilli dururlar), rükûdan kalkınca iyice doğrulmak ve iki secde arasında tam oturmak, Fatiha ve namaz sûresi bitince (en az bir defa sübhanallah diyecek kadar) bir süre durup rükû yapmak.

15- Namazın sonunda selam vermek.

16- Namazda yanılınca, sehiv secdesi yapmak.

17- Namazda ''Secde Ayeti'' okunursa, secde etmek.

PEYGAMBERLERİN SIFATLARI

Sıdk:
Doğruluk demektir. Peygamberler son derece doğru insanlardır, asla yalan söylemez ve verdikleri sözleri her daim tutmuşlardır.

Emanet: Güvenilir demektir. Peygamberler her daim güvenilir kimselerdir. Emanetlere asla hıyanet etmez ve gözleri gibi korurlar. Peygamber efendimize her kesimden insanın eşyalarını emanet etmesi bunun en güzel örneğidir.

Fetanet: Akıllı ve uyanık olmak demektir. Peygamberler zekası yüksek ve akıl sahibidirler.

İsmet: Günah işlememek anlamına geliyor. Peygamberler gizli ve açık hiçbir günah işlemezler.

Tebliğ: Bildirmek demektir. Peygamberler Allah'tan aldıkları bilgileri hiçbir değişiklik yapmadan doğrudan insanlara bildirmişlerdir.

Adalet: Peygamberler hiç zulüm ve haksızlık yapmamıştır. Adaletin hassas tartısına sahiptirler.

Emnül- azl: Peygamberlikten atılmazlar. Dünya ve ahrette hep peygamberdirler

KABENİN RÜKÜNLERİ

Kabe-i Muazzama'mn dört rüknü vardır; dört rükün üzerine oturur. Allah'ın Kâbesi;

1. Hacer-i esved'in bulunduğu rükne "Rükn-i Hacerî" denildiği gibi,

2. Güney batısındaki rükne "Rükn-i Yemânî",

3. Kuzey-batısındakine "Rükn-i Şâmî",

4. Kuzey-doğusundakine de "rükn-i Irâkî" denilir.

Ayrıca bu rükünlerden ilk ikisine "Yemâniyyân (Yemânî rükünler)" denildiği gibi son iki rükne "eş-Şâmiyyân (Şâmî rükünler)" de denilir.























ALLAHIN SIFATLARI



Allah’ın subûtî sıfatları şunlardır:


a. Hayat: Allah’ın diri olmasıdır.

b. İlim: Allah’ın her şeyi ezelde bilmesidir.

c. İrade: Allah’ın yapmak istediği her şeyde özgür ve bağımsız olmasıdır.

d. Kudret: Allah’ın her şeye gücünün yetmesidir.

e. Semi / işitme: Allah her şeyi işitir.

f. Basar / görme: Allah her şeyi görür.

g. Kelam / konuşma: Allah organa, sese ihtiyaç duymaksızın konuşur.

h. Tekvin / yaratma: Allah yoktan yaratır.


Allah’ın zâtî sıfatları şunlardır:

a. Vücut: Var olmak demektir.

b. Kıdem: Allah ezelidir.

c. Beka: Allah ebedidir.

d. Muhalefetü’n-Lil-havadis: Allah yarattığı hiçbir varlığa benzemez.

e. Kıyam Bi-nefsihi: Allah Kendi zatıyla vardır.

f. Vahdaniyet: Allah birdir.
 
Geri
Üst