Eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Suç ve cezanın insan hakları açısından önemi nedir? Suç ve cezaların kanuniliği (nullum crimen, nulla poena sine lege) gereğince bir hükmün ya da cezanın uygulamaya konması için onun bir yasal dayanağı olması gereklidir. “Mahkemenin bir sanığın kovuşturulmasına ve mahkûm edilmesine yol açan eylemi işlediği sırada, söz konusu eylemi cezalandırılabilir kılan bir kanun hükmünün yürürlükte olduğunu ve verilen cezanın söz konusu hükümle getirilen sınırları aşmadığını teyit etmesi gerekmektedir. Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi gereğince suç ve cezaların, hukuk (ulusal mahkemelerin yorumladığı şekliyle yürürlükteki mevzuat hükmü) tarafından açık bir şekilde tanımlanmış olması gereklidir. Suçun ve cezanın tanımına ilişkin hukukun kalitesinin yetersiz olması madde 7’nin ihlaline yol açar. Ayrıca, hukukun (tıpkı Sözleşme’nin 8, 9, 10, 11’inci maddeleri tarafından öngörüldüğü üzere) ulaşılabilir ve öngörülebilir olması zorunludur. Cezanın tanımı, infaz şekli ve kapsamı hem öngörülebilir hem de ulaşılabilir olmalıdır. Suç ve cezaların kanuniliği gereğince mevcut suçların kapsamı sanık aleyhine genişletilemez. Kıyas yasağı Okçuoğlu ve Başkaya Türkiye davasına konu olmuştur. Bir kitap, devletin bölünmez bütünlüğüne karşı propaganda sebebiyle yasaklanmış, eserin yayın sahibi ve sorumlu müdür para ve hapis cezasına çarptırılmıştır. AİHM, yayın sahibine verilen cezanın, sorumlu müdür için öngörülen cezanın kıyas yoluyla yorumlanmasına dayanması sebebiyle madde 7’nin ihlal edildiğine karar vermiştir.